HAFIZ KISA KES!

 

Ülke olarak bir türlü hizaya gelmeyen ekonomiden, padişah gibi hüküm süren işsizlikten, azgın bir yaban atı gibi atlayıp zıplayan Dolar, Euro, altından, ayarı her gün bozulan enflasyondan ve sair birçok sıkıntıyı aşmadan çözmeden önce sakinleşmeye, normalleşmeye, yaptığımız her hareketi farkında olarak yapmaya, söylediğimiz her sözü farkında olarak söylemeye ihtiyacımız var.

Germeyen, yumuşatan, birleştiren siyasetçiye, bürokrata ihtiyacımız var.

Ülke olarak bunu beklemekteyiz…

Ve bunu özledik.

*

İşte daha dün…

Ordu’da yaşananlar…

CHP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Ekrem İmamoğlu, Ordu’da düzenlediği mitinge Ordu Valisi tarafından müdahale edilmek istendiğini iddia etmişti. Ordululara hitap eden İmamoğlu, Ordu Valisi’nin “Erken kessinler yoksa müdahale ederiz” dediğini söyleyerek, “Vali devlet adamı değilmiş. Sadece Ordu’da koltuk işgal eden birisiymiş. Üzüldük. Yapacak bir şey yok.’ Derken,

Ordu Valiliği, “VIP salonunu kullanma konusunda ısrarcı olan CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Ordu Milletvekili Seyit Torun’a, İl Emniyet Müdür Yardımcısı Gencer Bayram tarafından Milli Sivil Havacılık Güvenlik Programında yer alan ‘VIP’ Salonlarından sadece Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğünce bildirilen listede belirtilen makam sahipleri yararlanır’ hükmü hatırlatılarak, kendilerine Ekrem İmamoğlu ve beraberindekilerin Rical Listesinde bulunmadıklarından VIP salonuna alınamayacağı belirtilmiştir. Bu izahat ve ikazlara aldırmayan Ekrem İmamoğlu ve beraberindekiler, VIP salonu kapısında görev alan polis memurlarına mukavemet etmek ve onları itmek suretiyle VIP salonunu işgal etmişlerdir. Bu esnada Aprona çıkış kapısı önünde gerekli önlemler alınmış olup, grubun Aprona çıkmasına izin verilmemiştir. Aprona çıkmasına izin verilmeyen grup, tekrar VIP otoparka yöneldiği esnada, VIP salonu içerisindeyken Ekrem İmamoğlu kendisine refakat eden polislere hitaben “Bu Vali tam bir it” ifadesini kullanmıştır. Grup, daha sonra iç hatlar gidiş terminaline yönelmiş ve bu noktaya geldiklerinde, gruba sivil havacılık prosedürü gereği dokunulmazlığı bulunan Milletvekili hariç diğer şahısların kapı dedektörlerinden aranmak suretiyle geçmeleri gerektiği hatırlatıldığında, şahıslar bu ikazlara da aldırmayarak, hepsi birden aranmadan geçmek istemişlerdir. Bu esnada CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Ordu Milletvekili Seyit Torun, polis memurlarına hitaben “Tayyip’in uşakları bunlar. Haysiyetsizler, şerefsizler” diyerek, hakarette bulunmuştur. Ordu-Giresun Havalimanında yaşanan olayla ilgili gerekli kamere kayıtları mevcut olup, hakaret içerikli ifadelerle ilgili yasal işlemler Valiliğimizce başlatılacaktır. Kamuoyunun bilgisine ve takdirlerine saygıyla sunulur.” Şeklinde açıklama yaptı.

*

Geçtiğimiz günlerde AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Diyanet İşleri Başkanlığı ve Türkiye Diyanet Vakfı tarafından düzenlenen etkinlikte, “Burası İstanbul, bir diğer adıyla İslambol. Burası Konstantinapol değil ama burayı böyle görmek isteyenler var. Böyle görmek isteyenlere karşı 22 günümüz var.”  Demişti.

Daha sonra bu sözlerden hareketle, Reisimize şirinlik olsun diye mi ya da farklı ne tür bir amaçla söylendi ise medyada çıkan bakan yardımcısının sözleri…

‘Çok basit bir şey söylüyorum. Yunan gazetesi İstanbul’u bir Yunan kazandı diye manşet attığında ben o gazeteyi tanımıyorum diye yalan konuşmayı tercih edeceğine ne alaka ben Rum çocuğu falan değilim Türkoğlu Türk’üm diyemeyen CHP’nin adayı yerine #TopalDursununOğlu Binali Yıldırım kazansın diyorum…’diyen İçişleri Bakan yardımcısı Mehmet Ersoy’un bu sözleri çok acı.

Sonra da pekiştiren bir şekilde, Bakan yardımcısı Mehmet Ersoy’un paylaşımına eleştiri de bulunan Bekir Albayrak adlı hemşerisine ‘Bekir Bey benim için İstanbul’u Yunan olduğu iddia edilen ve kendisinin de inkar etmediği hatta o gazeteye röportaj verdiği halde tanımıyorum diye yalan konuşmayı tercih ederek geçiştiren birine teslim etmemek de çok önemli… İnsanların cebine müdahale gereğini bu önceliğim ortadan kaldırmaz. Bir Yunan’ın İstanbul’a Başkan olmasıyla ekonomimiz de düzelmez ayrıca…’ demesi de çok manidar.

Hani yaratılanı yaratandan ötürü seviyorduk!

Daha birkaç yıl önce bu tür ötekileştirmelerden Sayın Cumhurbaşkanımız da şikâyetçi olmuyor muydu?

”Ben köken itibariyle Rizeliyim. Doğma büyüme İstanbulluyum. Bu kadar. Benim için mesela neler söylediler. Çıktı bir tanesi aynı zihniyet, Gürcü’dür diyen oldu, çıktı bir tanesi afedersin çok daha çirkin şeylerle Ermeni diyen oldu. Ben dedemden de babamdan da hepsinden öğrendiğim şey, ben Türk’üm. Olay bu kadar basit.”

Demedi mi?

Dedi.

*

Herkes kendi partisinin sevdiği adayın kazanmasını ister, elbette bu normaldir fakat bu şekilde istemek ne kadar ahlakidir ne kadar insanidir ve ne kadar hukukidir?

Ülkemizde Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmayan zaten bu anlamda bir makama gelemez, getirilmez… Böyle bir yarışa katılmışsa Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıdır. Ülkemizde herkes cari kanunlara uymak onların çizgisinde hareket etmek zorundadır. Aksi halde zaten ‘bağımsız yargımız gerekeni yapacaktır.

Aksini kimse düşünemez.

*

Ülke olarak bir türlü hizaya gelmeyen ekonomiden, padişah gibi hüküm süren işsizlikten, azgın bir yaban atı gibi atlayıp zıplayan Dolar, Euro, altından, ayarı her gün bozulan enflasyondan ve sair birçok sıkıntıyı aşmadan çözmeden önce sakinleşmeye, normalleşmeye, yaptığımız her hareketi farkında olarak yapmaya, söylediğimiz her sözü farkında olarak söylemeye ihtiyacımız var.

Sun’i ya da gerçek bürokrat-siyasetçi, siyasetçi-siyasetçi, siyasetçi-vatandaş gerginliklerinden, bu tür seçim çalışmalarından bıktık usandık.

Germeyen, yumuşatan, birleştiren siyasetçiye, bürokrata acilen ve kesinlikle ihtiyacımız var.

Ülke olarak bunu çok acele beklemekteyiz…

Ve bunu özledik!

 

BİR ANEKDOT

Hafız-ı Kur’an, hafız-ı kurra olan ve Beyazıt Camisinde 40 yıl imamlık yapan Abdurrahman Gürses, ülkemizin en meşhur hafızlarındandır.

Abdurrahman Gürses, kıraat ilim mirasının Osmanlı’dan günümüze intikalinde çok önemli bir görev üstlenmiş, kıraat öğretim usulü olan Ahmed es-Sûfî mesleğinin devam etmesini sağlamış olmasının yanı sıra döneminin önde gelen Kur’an okuyucularının da başında yer almıştır.

Kadr u kıymet bilenler böyle meşhur bir hafızı açılıştır, mevlittir vs yerlere davet eder Kur’an tilaveti dinlerlermiş.

Günün birinde yine öyle bir programa davet edilir ve Allah kelamını okuması istenir.

Kırmaz…

Euzü besmeleyi çeker çekmez nefesini kulağının arkasında hissettiği bir zat;

-Hoca Efendi; konuşacaklar var uzun okumayıp ‘kısa kesiniz, der. 

O da hemen,

-Sadakallahülazim, der.

-İnsan kelamının tercih edildiği bir mecliste Kelam-ı ilahiyi kıraat doğru değildir, der ve kalkar gider.

Haber – Yorum

Abdullah Hoşgör

Minval News

Haberin Doğru Yolu!