CE HA PE ZİHNİYETİ

 Toplumun büyük bir kesiminin nazarında CHP’nin sicili bozuk. Hatta bu durumu taa Atatürk zamanına kadar götürüp ‘CE HA PE zihniyeti’ şeklinde bir tabirle ifade etmekteler CHP deki kendilerine göre kötü huyları.

Onlara göre, yani CHP’yi eleştirenlere göre, siyasal İslamcılara, sağcı denilen ya da sair fikirlerdeki partililere göre, nerede bir olumsuzluk var, nerede yolsuzluk, rantiyecilik, hukuksuzluk, haksızlık, zulüm var, hepsini yapan ya da yapma potansiyelinde olanlar CE HA PE zihniyetinde ya da görüşünde olanlardır.

Bu ve bu minvaldeki görüşler yer yer sağcılarca, siyasal İslamcılarca kullanışlı bir propaganda aracı olarak piyasaya sürülmektedir.

Onlara göre elli yıl önce bir CHP iktidarının veya CHP’linin yaptığı bir hatadan bu günün CHP’si, CHP’lisi sorumludur. Hele ki siyasal İslamcı olanlar ‘Hiç kimse başka birinin günahlarının yükünü yüklenmez. ‘ mealindeki kutsal beyanı görmez, duymaz ha bire suçlarlar.

Siyasal İslamcı olan partiler dini kullanır, bu ayetlerin ne dediği çok önemli değildir. Zaten CE HA PE zihniyeti din düşmanı onlarca. 

Bugünün CHP yöneticileri ya da CHP’ye gönül verenler bu yaftalamadan yıllardır kurtulamadıkları gibi bugün hala kendilerini bu anlamda izah edememekteler.

CHP yıllardır iktidara gelemedi. Bunun müsebbibi de yine kendileri. Yani toplumun değerleriyle barışık olamayan CHP yönetimleri. Toplumun kıymet verdiği kutsallarıyla barışık yaşayamayan CHP yöneticileri ya da CHP’yi ve onun ideolojisini temsil eden kişiler.

CHP, yolsuzlukları, haksızlık hukuksuzlukları, kadrolaşmayı, torpille adam yerleştirmeleri, kayırmacılığı, nepotizm denen akrabacılığı, yeğenciliği çok eleştirdi.

Yerel seçimlerde bir rüzgâr yakalayan CHP, İstanbul BB Başkanlık seçimlerinde, İstanbul BB Başkanlık seçimlerinin birincisinin siyasal düşünceler dâhil hangi duygu ve düşüncelerle iptal edilerek iki kere yapılmasının da etkisiyle, toplumun büyük kesiminde bir uyanış bir yakınlaşma sağladı.

Evrensel değerleri öne sürmeleri, iktidar partisinin hata ve yanlış yaptığı işleri yapmayıp doğru olanın yapılacağını duyurmaya çalışmalarıyla bu yakınlaşma bu bağlantı kurulmuş oldu.

Yerel seçimler ve özellikle İstanbul BB Başkanlığını kazanması CHP’nin yelkenlerini şişirmişti.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da, partisine oy versin ya da vermesin herkesin kucaklanması gerektiğini belediye başkanlarına iletiyordu ve “Eşit davrandığın zaman herkesin saygısını kazanırsın. Eşitsizliği bir yerde yap dedim. Fakir mahalleler varsa pozitif ayrımcılık yap. Orada yaşayan insanların hayat kalitesi biraz daha yükselsin. Dolayısıyla bizler hizmeti yaparken herkese eşit, ayrımcılık yapmamak, ötekileştirmemek üzere bir siyaset anlayışını inşa etmeye çalışıyoruz. Yeni bir siyaset dili, siyaset anlayışını hayata geçirmeye çalışıyoruz.” diyordu.

Hatta belediye başkanlarının birinci derece yakınları olan akrabalarının belediye ve şirketlerinde görevlendirilememesi için yasa teklifi hazırladıklarını bile CHP olarak paylaştılar kamuoyuyla.

Ancak ne var ki bunlar yapılırken, Kılıçdaroğlu öyle dese de, aynı döneme yani başkanın sözü daha kulaklarda çınlarken kayırmacılık, rantçılık hastalığı, virüsü, mikrobu düştü CHP’nin kendini zar zor açıklamaya çabaladığı şu sıcak yaz günlerine.

CHP’nin şişen yelkenlerine ilk dikeni batıran olay İzmir’in Karaburun ilçesinin CHP’li belediye başkanından ‘kendisini belediye şirketine müdür olarak atadı’ diye geldi. Tepkiler üzerine karardan vazgeçse de diken batmıştı yelkenlere.

İzmir’in Torbalı ilçesinin CHP’li Belediye Başkanı üniversite öğrencisi oğlunu bir belediye şirketine genel müdür yardımcısı olarak atadı diye battı CHP’nin şişen yelkenlerine son kez.

Gelen tepkiler üzerine alınan kararlardan vazgeçmek neyi değiştirir ki… Tepki gelmese ya da bir şekilde arada kaynasa yapılan bu işler, öyle devam edip gidecek…

Zaten CE HA PE zihniyeti böyle, içlerinde var bu kötü yolların tohumları bak hemen de nasıl ortaya çıktı, diyecek insanlar.

CHP, toplum nazarındaki CE HA PE zihniyeti anlayışını, söylemini kolay kolay silemeyecek, zihinlerden.

Anlaşılan o ki,  CE HA PE anlayışı algısını, kendi içlerindeki kendi siyasetçileri sayesinde nazarlardan çıkaramayacak.

Fakat şu mümkün. Toplumun değerleriyle barışık olarak, genel geçer evrensel değerlerin yerleşmesi adına çabalamaya aralıksız devam ederek, şişen yelkenlerine diken batıranları, sonucu nereye varırsa varsın içlerinden atarak, partilerinden uzaklaştırarak, yol temizliği yaparak, yollarına devam ederlerse işte o zaman, belki de yıllardır yakalayamadıkları iktidarı, çok yaklaşmışken, yakalayabilirler.

 

Yorum

Abdullah HOŞGÖR

 

Minval News

Haberin Doğru Yolu!