ALLAH’TAN KORKULMAZ ALLAH ÖCÜ MÜ Kİ ONDAN KORKULSUN?

“ALLAH’TAN KORKULMAZ, ALLAH SEVİLİR. ALLAH ÖCÜ MÜ DE KORKULACAK?” sözü doğru mudur?

Havf da denen korku, insanda mevcut mühim hislerden biridir. Hayatın muhafazası için insan fıtratına Yaratıcı tarafından konmuştur. İnsan ve hayvanlarda müştereken bulunur. Korku hissi olmayan insan yoktur, denebilir. Bu hissin insan üzerinde büyük etkisi vardır. Birçok yönlenmeler bu his vasıtasıyla gerçekleşir. Bu hususu sathî olarak değerlendiren bir kısım pozitivist ve tekâmülcü espriler, insanlardaki din duygusunun temelinde korkunun olduğunu söyleyecek kadar ifrata kaçmışlardır. Onlara göre insan korktuğu şeylere, onların zararından kurtulmak için tapınmaya başlamıştır. Gerçekten insan dünyevî ve fani şeylerden korkmayı ifrat dereceye götürecek olursa ortaya çıkan durum bir şirk-i hafî olur ve bir taabbüd, bir nevi din mahiyetini kazanabilir. Zâlimler, dikdatörler, tarih boyunca tedhiş, terör gibi şiddetli korkutma vasıtalarını müessir bir silah olarak kullanarak insanları istedikleri gibi yönlendirmeyi başarabilmişlerdir.

İslâm, insanı korku vasıtasıyla zâlimlere esir olmaktan kurtarabilmek için Allah’tan korkmayı esas almış, ruhlarda onu tesbit etmeye çalışmıştır. Bu korkunun gerçek mânada girdiği kalplerde insanlardan korkma olmaz. Böylelerinde dünyevî korkular, hakikî değil, mecâzîdir, bir nevi tedbirdir, daha öteye geçmez. İnsanların korkusu ile inancından, dinî hayatından taviz vermemek bunun miyarıdır. İnsanların vicdan ve inanç dünyalarında istibdad kurmak isteyen ideolojik rejimlerin bütün güçleriyle İslâm’a ve İslâm dininin Allah korkusu prensibine saldırmaları bundandır. Kendileri, çeşitli vasıtalarla korkuyu hâkim kılmayı esas alıp bu maksadla putlarının en korkunç büst ve resimlerini yaygınlaştırırken “Allah’tan korkulmaz, Allah sevilir”, “Allah öcü değildir” gibi, mugâlata ve demagojilerle Allah inancına saldırmayı, Allah’tan korkma prensibini istihza konusu yapmayı sistemle, ısrarla yürütürler.

İslâm dininde Allah’ı hem sevmek ve hem de O’ndan korkmak esastır. Cenab-ı Hakk, cemâlî sıfatlarıyla sevilir, celâlî sıfatlarıyla korkulur. Hayatı ve hayatın levâzımını vermekle bizde tezâhür eden rahmetleri, lütufları sebebiyle Allah’ı sever, kulluk vazifemizdeki eksikliklerimiz, isyanlarımız sebebiyle de O’ndan korkarız.

Allah’dan korkmamız Kur’ân’ın emrine uymak içindir. Zîra Kur’ân Allah’tan korkmayı emretmekte, zâlimler, âsiler için Allah’ın azâbını, cehennemi haber vermektedir.

Âyetlerde sevgiyi tahrik eden “cennet” kelimesi ile, korkuyu tahrik eden “cehennem” kelimesi çoğu kere yan yanadır. Keza, rahmet ve cennetiyle müjdeleyen âyetlerle, azab ve cehennemiyle korkutan âyetler de Kur’ân’da yan yanadır.

Kısacası Allah korkusundan tecrid edilmiş bir İslâm düşünülemez.. Halk korkusunun getireceği esâret ve istibdat zehirinin panzehiri olarak İslâm, Allah korkusunu teşri etmiş, bunda ısrar etmiştir. (…)

(K. Sitte: 5/313–315)

*

 “ALLAH’DAN KORKULMAZ, ALLAH SEVİLİR diyenlerin, bu çeşit sözleriyle dinî bir hakikati değil; bilakis keyfî bir muğalata (demagoji) yaptıklarını ortaya koymaktadırlar.

Evet Rabbimizi, rahmetiyle severken, Celâlinden, azabından ve adaletinden de korkarız; kulluk edebi bunu gerektirir. Kur’an ve Hadis de bunu ders verir.

ALLAH’DAN KORKULMAZ sözü küfr’ün değilse cehl’in eseridir. [1]

Bunun Din’de delili ve dayanağı yoktur.

(K. Sitte: 14/246)

*

Birçok âyetler ve Hadisler Allah korkusundan açık açık söz edip dururken, yeni ve zorlama bir icadla “Allah’dan korkulmaz; Allah öcü mü” saçmalığı, yabancı ve empoze bir fikir ürünüdür. Bu tür tartışma içeren ifadeleri genellikle “modernistler, reformcular, oryantalistler ve mezhepsizler, vs.” kullanırlar; ehl-i sünnet sâlikleri hiç kullanmazlar.   

Şimdi bu konuya Allah (c.c.) bizzat ne diyor? Rasûlüllah (s.a.v.) ne diyor esas ona bakmalıyız, çünkü bu mevzuda gerçek söz sahibi başta Allah (c.c.) ve O’nun Habîbi (s.a.v)’dir.

 

ALLAH KORKUSU İLE ALAKALI AYETLER

1) BAKARA:

 74- Sonra bunun arkasından yine kalbleriniz katılaştı, şimdi de taş gibi, ya da taştan da beter hale geldi. Çünkü taşlardan öylesi var ki; içinden nehirler kaynıyor, yine öylesi var ki, çatlıyor da bağrından sular fışkırıyor, öylesi de var ki, ALLAH KORKUSUNDAN YERLERDE YUVARLANIYOR… Ve sizin neler yaptığınızdan Allah gafil değildir.

150- Her nereden yola çıkarsan yüzünü Mescid-i Haram’a doğru çevir, ve her nerede olsanız yüzünüzü ona doğru çevirin ki insanlar için aleyhinizde bir delil olmasın. Ancak içlerinden haksızlık edenler başka. SİZ DE ONLARDAN KORKMAYIN, BENDEN KORKUN. Hem üzerinizdeki nimetimi tamamlayayım, hem gerek ki doğru yolu bulasınız.

194- Hürmetli ay hürmetli aya ve bütün hürmetler birbirine karşılıktır. O halde kim size saldırdıysa, siz de ona yaptığı saldırının ayniyle saldırın da İLERİ GİTMEYE ALLAH’TAN KORKUN ve bilin ki Allah, takva sahipleriyle beraberdir.

 2) ÂL-İ İMRAN:

102- Ey iman edenler! ALLAH’TAN, O’NA YARAŞIR ŞEKİLDE KORKUN ve ancak Müslümanlar olarak can verin.

200- Ey iman edenler! Sabredin, düşmanlarınıza karşı sebat gösterin, nöbet bekleşin, ALLAH’DAN GEREĞİNCE KORKUN Kİ, KURTULUŞA ERESİNİZ.

 3) EN’AM:

72- Bize: “Namazı dosdoğru kılın, Allah’a karşı gelmekten KORKUN/vettegû” (diye emredildi), toplanacağınız yer O’nun huzurudur.

 4) ENFAL:

2- Gerçek müminler ancak o müminlerdir ki, Allah anıldığı zaman yürekleri ürperir, âyetleri okunduğu zaman imanlarını arttırır. Ve bunlar yalnızca Rablerine tevekkül ederler.

29- Ey iman edenler! ALLAH’A KARŞI GELMEKTEN KORKARSANIZ, O, size bir Furkan (hakkı batıldan ayırdedecek bir anlayış) verir ve günahlarınızı örtbas eder, sizi bağışlar. Allah büyük lütuf sahibidir.

 5) YUNUS:

31- De ki, “size gökten ve yerden kim rızk veriyor? O, kulaklara ve gözlere hükmeden kim? Ölüden diriyi, diriden ölüyü çıkaran kim? İşleri idare eden kim?” Hemen “Allah’tır” diyecekler. De ki, “O halde Allah’a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?” (TETTEKÛN)

6) HICR:

1- Ey peygamber! ALLAH’TAN KORK, kâfirlere ve münafıklara itaat etme. Muhakkak ki Allah her şeyi bilir, hüküm ve hikmet sahibidir.

45- ALLAHTAN KORKANLAR, elbette cennetlerde ve pınarların başındadırlar.

 7) NAHL:

30- Kötülüklerden sakınanlara: “Rabbiniz ne indirdi?” denilince: “Hayır indirdi” derler. Bu dünyada güzel amel işleyenlere güzel bir mükâfat var. Elbette ahiret yurdu ise daha hayırlıdır. ALLAH’TAN KORKANLARIN yurdu ne güzeldir! 

51- Allah, buyurmuştur ki: İki ilâh edinmeyin. O, ancak bir ilâhdır. Onun için YALNIZ BENDEN KORKUN.

52- Göklerde ve yerde olan her şey yalnız O’nundur. Din de daima O’nundur. Böyle iken, SİZ ALLAH’TAN BAŞKASINDAN MI KORKARSINIZ?

 8) HACC:

35- Ki Allah anıldığı vakit onların kalpleri titrer. Onlar başlarına gelene sabreden, namaz kılan kimselerdir. Kendilerine verdiğimiz rızktan Allah yolunda harcarlar.

9) AHZAB:

70- EY İMAN EDENLER! ALLAH’TAN KORKUN ve sağlam söz söyleyin,

 10) RAHMÂN:

46. Rabbinin makamından korkan kimselere iki cennet vardır.

 11) HAŞR:

21. Biz bu Kur’ân’ı bir dağa indirseydik, ALLAH’IN KORKUSUNDAN onu baş eğmiş, parça, parça olmuş görürdün. Bu misalleri düşünsünler diye insanlara veriyoruz.

 12) TEĞABÜN:

 16- O halde GÜCÜNÜZÜN YETTİĞİ KADAR ALLAH’TAN KORKUN, DİNLEYİN, İTAAT EDİN, kendi iyiliğinize olarak harcayın. …

 13) TALAK:

5- Bu, Allah’ın size indirdiği buyruğudur. KİM ALLAH’TAN KORKARSA Allah onun kötülüklerini örter ve onun mükâfatını büyütür.

 14) MÜLK:

12- Fakat daha görmeden RABLERİNDEN KORKANLAR var ya, işte onlar için bağışlanma ve büyük bir mükâfat vardır.

 15) NÂZİÂT:

40- KİM DE RABBİNİN DİVANINDA DURMAKTAN KORKMUŞ, nefsini boş heveslerden menetmiş ise,

41- Kuşkusuz onun varacağı yer cennettir.

 

Şimdi de Hadis-i Şeriflerden birkaç örnek verelim:

1- “Şurası muhakkak ki, Allah katında benim korkutulduğum kadar kimse korkutulmamıştır…” (K. Sitte: 6/508; H.No: 2086)

2- Abdullah İbnu Mes’ud (r.anh) anlatıyor: “Resülullah (aleyhissalâtu vesselam) buyurdular ki: “Sinek başı kadar bile olsa, gözünden Allah korkusuyla yaş çıkan ve bu yaşı yanak yumrusuna değecek kadar akan hiçbir mü’min kul yoktur ki, Allah onu (ebedi) ateşe haram etmesin!” (K. Sitte: 17/613; H.No: 1296–4197–7283)

3- Sahih-i Buhari, Tecrid-i Sarih, cilt, 2. Hadis No: 384.

4- Sahih-i Buhari, Tecrid-i Sarih, cilt, 7. Hadis No: 1030.

5- [Hâkim, Enes’den]: Kim Allah’ı zikreder de yaşları Allah korkusundan yere akacak derecede gözleri sulanırsa, kıyamet günü ta’zib olunmaz. (Sahih-i Buhari, Tecrid-i Sarih, cilt, 2.sah: 623- Bir no’lu haşiye).

6- [Ebu Hüreyre’den. Merfûan]: Allah korkusundan ağlayan kimse, süt memeye tekrar girmedikçe nâr-ı cahîme girmez.  (Sahih-i Buhari, Tecrid-i Sarih, cilt, 2. sahife: 623-haşiye). 

 

 “İKİ” İKTİBAS

Evet, ârif-i billâh, aczden, mehafetullah’tan telezzüz eder. Evet, havf’ta lezzet vardır. Eğer bir yaşındaki bir çocuğun aklı bulunsa ve ondan sual edilse: “En leziz ve en tatlı haletin nedir?” Belki diyecek: “Aczimi, za’fımı anlayıp, vâlidemin tatlı tokatından korkarak yine vâlidemin şefkatli sinesine sığındığım halettir.” Hâlbuki bütün vâlidelerin şefkatleri, ancak bir lem’a-i tecelli-i rahmettir. Onun içindir ki: Kâmil insanlar, aczde ve havfullah’ta öyle bir lezzet bulmuşlar ki; kendi havl ve kuvvetlerinden şiddetle teberri edip, Allah’a acz ile sığınmışlar. Aczi ve havfı, kendilerine şefaatçı yapmışlar. (7.Söz: 32)

*

Muhabbet, şu kâinatın bir sebeb-i vücududur. Hem şu kâinatın rabıtasıdır. Hem şu kâinatın nurudur, hem hayatıdır.  İnsan, kâinatın en câmi’ bir meyvesi olduğu için, kâinatı istila edecek bir muhabbet o meyvenin çekirdeği olan kalbine derc edilmiştir. İşte şöyle nihayetsiz bir muhabbete lâyık olacak, nihayetsiz bir kemal sahibi olabilir. İşte ey nefis ve ey arkadaş! İnsanın havfe ve muhabbete âlet olacak iki cihaz, fıtratında derc olunmuştur. Alâküllihal o muhabbet ve havf, ya halka veya Hâlık’a müteveccih olacak. Hâlbuki halktan havf ise, elîm bir beliyyedir. Halka muhabbet dahi, belalı bir musibettir. Çünki sen öylelerden korkarsın ki, sana merhamet etmez veya senin istirhamını kabul etmez. Şu halde havf, elîm bir beladır. Muhabbet ise, sevdiğin şey, ya seni tanımaz, Allah’a ısmarladık demeyip gider. -Gençliğin ve malın gibi.- Ya muhabbetin için seni tahkir eder. Görmüyor musun ki, mecazî aşklarda yüzde doksandokuzu, maşukundan şikayet eder. Çünki Samed âyinesi olan bâtın-ı kalb ile sanem-misal dünyevî mahbublara perestiş etmek, o mahbubların nazarında sakildir ve istiskal eder, reddeder. Zira fıtrat, fıtrî ve lâyık olmayan şeyi reddeder, atar. (Şehvanî sevmekler, bahsimizden hariçtir.)

Demek sevdiğin şeyler ya seni tanımıyor, ya seni tahkir ediyor, ya sana refakat etmiyor. Senin rağmına müfarakat ediyor. Madem öyledir; bu havf ve muhabbeti, öyle birisine tevcih et ki, senin havf’ın lezzetli bir tezellül olsun. Muhabbetin, zilletsiz bir saadet olsun. Evet, Hâlık-ı Zülcelal’inden havf etmek, onun rahmetinin şefkatına yol bulup iltica etmek demektir. Havf, bir kamçıdır; onun rahmetinin kucağına atar. Malûmdur ki, bir vâlide, meselâ bir yavruyu korkutup sinesine celbediyor. O korku, o yavruya gayet lezzetlidir. Çünki şefkat sinesine celbediyor. Hâlbuki bütün vâlidelerin şefkatleri, rahmet-i İlahiyenin bir lem’asıdır.

Demek havfullah’ta bir azîm lezzet vardır. Madem havfullahın böyle lezzeti bulunsa, muhabbetullah’ta ne kadar nihayetsiz lezzet bulunduğu malûm olur.

Hem Allah’tan havf eden, başkaların kasavetli, belalı havfından kurtulur. Hem Allah hesabına olduğu için mahlûkata ettiği muhabbet dahi firaklı, elemli olmuyor. (24. Söz, 5. dal, 1. Meyve: 356)

****

Yayına hazırlayan: Ubeydullah

 

 

[1] BÜYÜKLER  şöyle buyurmuşlar: Bir Müslümana Allah’tan korkuyor musun diye sorsalar, ne cevap vermelidir?.. “Korkmuyorum” derse kâfir olur. “Korkuyorum” dese, gerektiği gibi ve hakkıyla korkmadığı için yalancı olacak… En doğrusu başını önüne eğip ağlamaktır… (M.Ş.Eygi / 10 Haziran 2009 / Milli Gazete)

Minval News

Haberin Doğru Yolu!