HACİZLİ MALLARI ALIP SATMAK CAİZ Mİ?

Hacizli malları alıp satmak caiz midir?

Soru: İslam dini icra yoluyla el konulan malların satışı hakkında ne diyor? Bununla ilgili içtihatlar var mıdır?

Cevap:  İslam hukukçularının çoğunluğu borçluların mallarına haciz konup satılmasını caiz görürler. Bu şekilde satılan malı almak da helaldir. Bu hükme varırken en önem­li hukukî dayanak, Peygam­berimizin Muâz b. Cebel’in iflâsına karar ve­rerek mallarına haciz koyup sattırması ve satıştan elde edilen parayı alacaklılara dağıtmasıdır. (Şevkânî, Neylü’l-Evtâr, c: 5, s: 275-276; ayrıca bkz: Müslim, Müsâkât, 18) Hz. Ömer de Üseyfi’ el-Cühenî adın­da bir kişinin mallarına haciz koyup sat­tırmış ve elde edilen paraları alacaklı­lara dağıttırmıştır. (Serahsi, el-Mebsût, c: 24, s: 164)

Peygamberimiz şöyle buyurmuştur: “Ödeme gücü bu­lunan bir kimsenin borcunu ifa etmeyip geciktirmesi onun cezalandırılmasını ve kınanmasını helâl kılar.” (Buhari, İstikraz, 14)

İbrahim en-Nehai, İbn Sirin, Zeyd b. Ali, Ebu Hanife, İmam Züfer gibi âlimlere göre borçlu haczedilemez ve malı haciz konularak satılamaz. Çünkü haciz, borçlunun mallarının onun rızası olmadan satılması demektir. Mal sahibinin rızası bulunmayan akid ise sahih değildir. Bu âlimlere göre uygulanacak ceza, borçluyu borcunu ödeyinceye kadar hapsetmektir. Ebu Hanife, haciz yoluyla satışın caiz olmadığı yolundaki hükmüne varırken özellikle “Ey iman edenler! Karşılıklı rızaya dayanan ticaret olması hali müstesna mallarınızı batıl yollarla aranızda yemeyin.” (Nisa, 4/29) mealindeki ayetle “Müslüman kişinin malı ancak gönlünün rızası ile helal olur.” (Darekutni, III, 26) mealindeki hadisi gösterir.

Ancak Ebû Hanîfe, borçlunun malına haciz konulup cebrî ic­ra yoluyla satılmasını kural olarak caiz görmemekle birlikte bazı durumlarda borçlunun malının cebren alınarak alacak­lıya verilebileceğini kabul etmiştir. Şöyle ki: Alacağın cinsiyle borçlunun malının cin­si aynı ise, meselâ alacak altın ise borçlu­nun da altını varsa borçlunun borcu ceb­ren ödetilir. Hatta Ebû Hanîfe, para ala­caklıları için istihsânen ikinci bir çözüm şeklini de kabul etmiştir. Buna göre me­selâ borçlunun borcu altın ve malı da gümüşse hâkim borçlunun gümüşünü sata­rak altın alır ve bu altını alacaklıya verir. (Fahrettin Atar, “Haciz”, Diyanet İslam Ansiklopedisi, c: 14, s: 518-519)

Haczedilen malların satışının caiz olması, onların satın alınmasının da caiz olmasını gerektirir.  fetva.net

Ağlayanın malı gülene hayır etmez, icradan mal alınmaz mı?

Soru:  Bazen insanlar borçlarını ödeyemiyorlar. İcradan gelen görevliler de borçlunun bir takım mallarını haczedip belli yerlerde açık artırma ile satışa çıkarıyorlar.Borçlarını da bu satıştan elde edilen parayla kapatıyorlar. Biz buradan mal alınca çevreden olumsuz bakıyorlar,hatta ayıplayarak ?Ağlayanın malı gülene hayır etmez,neden icradan mal alıyorsunuz?? diye de çıkışıyorlar. Bu bakış doğru mu?İcradan mal alınırsa ağlayandan mı alınmış olunur.?Bu mal alana hayır getirmez mi?Günah mı olur icradan mal almak?Böyle ise bu borçlu borcunu nasıl ödeyecek?

Cevap: Bu sözün hem doğru yanı vardır, hem de eğri tarafı mevcuttur.. Doğru yanı şudur: -Şayet borcunu ödeyemeyen adamın icrada satılan malına gereken değerini vermez de, fırsatçılık ederek ölü pahasına alırsanız, mal sahibi ağlamış olur. Siz de çok ucuza mal kapattığınız için gülmüş sayılırsınız. İşte burada ?Ağlayanın malı gülene hayır etmez!? ikazıyla yüz yüze gelirsiniz.

Böyle fırsatçılık etmez de borçluya acır, insafı elden bırakmaz, malını değerine yakın fiyatta satın alırsanız, bu defa da borçlu ağlamaz, siz de ölü pahasına mal almamış olursunuz. Bir mahzur meydana gelmez. Hatta malını ölü fiyatına değil de, gerçek değerine yakın şekilde aldığınız için borçlu size dua bile eder, memnun da olur. Böylece icradan mal alma günah değil sevap vesilesi de olabilir. Demek ki olayın aslı şudur:

-İcradan mal alınırken fırsatçılık mı yapılıyor, yoksa malı gerçek değerine yakın şekilde alarak borçluya yardım mı söz konusu?

Aslında bu meseleyi daha doğru anlamak için kendinizi borçlu yerine koyun, alıcıları da sizin malınızı alanlar olarak düşünün. Hangi tutum ve fiyat sizi memnun ederse siz de o tavrı tercih edin, o fiyattan alın. Hem siz mutlu olurusunuz, hem de malı gerçek değerine yakın satılan borçlu..

Soru:   İhalelerde malı almak için bekleyenleri önceden anlaşarak fiyatı düşürmek, yahut ta değerinden fazlaya yükseltmek caiz mi? Yoksa haram mıdır?

Cevap: Resulüllah Efendimiz, açık artırmayı caiz görmüş, bizzat kendisi de bir sahabinin ev eşyasını açık artırma ile satmış, fazla fiyat vereni tercih etmiştir. Ancak malın değerinde fazla miktarda aşağıya indirmeyi de, fazla miktarda yukarıya çıkarmayı da fahiş indirme,fahiş yükseltme olması halinde caiz görmemiş,yapanları hileci olarak ilan buyurmuştur. Bu yüzden Hanefi?de açık artırmada yapılan satışlar caiz ve sahih olsa da önceden anlaşma ile fiyat düşürmek,yahut ta yükseltmek mekruhluktan kurtulamaz, denmiş,dürüstçe bir tutum olarak görülmemiştir.

Şafii’de ise, malı almak için değil de müşteriyi kızıştırmak için araya girmek haramdır. Ancak mal değerini bulmuyor,çok aşağılara satılacak gibi görünüyorsa malın gerçek değerini bulmasına sebep olacak araya girmelerin caiz olduğunda da şüphe yoktur.Bu adaleti temin etmeye matuf bir gayrettir.

Soru: Biri malını satacak, ya da kiraya verecektir.Birileri de alacak,ya da kiraya tutacak. Ama bunlar birbirlerinden habersizdirler. Araya giren birisi bunları buluşturup anlaştırsa bir ücret almaya hak kazanır mı?

Cevap: İslam’da bu kimseye komisyoncu denmektedir. Komisyonculuk meşru bir meslektir. Alanla satanı buluşturup anlaştırmak için çaba ve gayret gösterme hizmetidir yaptığı. Bu hizmetin bir ücreti, bir karşılığı olmalıdır. Meşru bir iştir yaptığı. Ancak bu mesleğin de diğerleri gibi ilk şartı, tarafları fiyatlarda yalan söylemeden buluşturup anlaştırmaktır.

Bu hizmetin ücretini ayrıca da konuşabilirler.O hizmeti görenlere çevrede verilen ne ise onu da esas alarak takdir edebilirler. Komisyoncu bir tarafın fiyatını yüksek göstererek,yahut ta aşağı anlatarak aradaki farkı kendine alamaz. Kendine ait olan hak, komisyonculuk ücretinden ibarettir. Ayrıca tarafların malından fiyat oyunuyla kendine gizlice başka bir karşılık elde edemez.. Çünkü kendisi aracıdır. Alan ile verenin ortağı değildir. Ahmed Şahin

 

İCRADAN HACİZLİ MALI ALMAK CAİZ MİDİR?  BÖYLE DURUMLARDA HANGİ KONULARA DİKKAT ETMELİYİZ?

Temerrüd edip zimmetindeki borcu vermemek büyük günahlardandır. Bunu yapan kimse fâsıktır, başkasının malını gaspetmek gibidir. Kurtubi diyor ki: “Irzını mubah kılmaktan maksad, o kişiyi kınamaktır. Cezalandırmaktan maksat da onu hapsetmektir.”Sanâni, “Sübülü’s-Selâm” isimli kitabında şöyle diyor: “Irz ve cezasını mubah kılmaktan maksat; malına haciz konması ve hakimin, borçlunun malını satıp borcunu kapatmasıdır.” (Halil Gönenç, Günümüz Meselelerine Fetvalar)

İşte dinde haciz edilen malların tamamen şer’i bir kaide olduğu açıktır. Bu malları almak caizdir. Ancak dikkat edilmesi gereken önemli noktalar vardır.

İcra ile sattırılan malların genelde borca mukabil olduğu bilinen gerçektir. Bu tür satışta artık mal sahibinin yetkisi hükmen kalmamıştır. Buradaki tasarruf yetkisi icra makamına geçmiştir. O da kendi rızası ile satmaktadır. İcra makamının satış yapması da zaruretten dolayıdır. Buradaki zaruret, malın satılarak borcun ödenmesi ve hakkın ehline teslimidir. Bundan dolayı icra yolu ile yapılan satım akdi dinen de geçerlidir. Bu konunun zahiri kısımıdır. Ancak konunun ahlaki boyutu da vardır. Dinimiz kasıt ve ihmal olmadan olağanüstü sabeplerden dolayı borcunu ödeyemeyen kimseye kolaylık gösterilmesini öngörür. Bu yüzden kaynaklar, darda kalan kimsenin malını satın almanın mekruh olduğunu belirtmektedirler. Buna göre icra dairelerinde satışa çıkarılan bir malı piyasa fiyatının çok altında almak sureti ile karşı tarafın zorda kalmışlığından faydalanılmamalı ve imkanlar ölçüsünde mal sahibinin mağdur edilmemesi için gayret gösterilmelidir. Ayrıca, bu konu biraz da vicdanîdir. Malın piyasadaki değerine yakın bir fiyata alınmasına gayret etmek gerekir. Fiyatın daha da düşmesine neden olacak işler yapmak caiz olmaz. Diğer taraftan, malın satışa çıkarıldığı günde belirlenen fiyatın daha da düşmesi için bilerek teklif vermemek veya teklif vereceklere engel olmak da caiz olmaz. Bunlar zor durumda olan kimselere bilerek zarar vermek anlamına gelir. Hem Allah hakkı hem de kul hakkı çiğnenmiş olur.Bununla beraber, bilerek zarar vermek gibi bir durum yoksa, piyasa fiyatının altında da olsa, alışveriş her halükarda caiz ve geçerlidir. Bundan elde edilen kâr da helaldır. Fakat o malların ardından masumların ve çocukların göz yaşı varsa, dini bir mesuliyet olmamakla beraber, hissi ve vicdani bir sıkıntı verebilir. Bu noktadan fetvayı, “müftüler verse de sen vicdanına sor.” hadisi şerif gereği size bırakırız.

Özetle söylemek gerekirse, İcra gereği haczedilip satışla arzedilen mal er veya geç satılacaktır. Bu malın piyasası farklıdır. Bu piyasa (fiyat) çerçevesinde verilebilecek en fazlayı vererek malı almak, ağlayana zarar değil, fayda sağlar. Sorularla İslamiyet

 

Minval News

Haberin Doğru Yolu!