KİM SİLECEK BU GÖZYAŞLARINI?

KİM SİLECEK BU GÖZYAŞLARINI?

Başkasının gözyaşını silmek zararlı mıdır?

Okuduğum haberde başka birinin gözyaşını silmek, eğer o kişinin gözünde mikrop varsa size bulaşmasına neden olabilir, diyordu ki tıbbi açıdan doğrudur. Ancak…

*

İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümü 3. sınıf öğrencisi Sibel, yeni yıldan beklentisini iş bulmak olarak yazarken, son paylaşımlarından birinde yemekhane kartında sadece bir lira kaldığını belirterek hayatına son verdi.

Fatih’te Cüneyt (48), Oya (54), Yaşar (56) ve Kamuran (60) kardeşlerin yaşadıkları ekonomik sıkıntılardan dolayı dört kardeşin siyanür içerek intihar ettiği,

Antalya’da aynı aileden 2 ve 7 yaşında olan ikisi çocuk dört kişi bir evde ölü bulundu. Baba Selim’in, mektubunda maddi sıkıntı çektiği, dokuz aydır çalışmadığını yazdığı yansıdı medyaya…

Hatay Valiliği önünde “Çocuklarım aç” diyerek kendini ateşe veren vatandaş Adem…

Konya’da maddi sıkıntılar nedeniyle Konya kamyon garajında intihar eden kamyon şoförü M.Ç…

İstanbul Üniversitesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü 4.Sınıf öğrencisiyken yaşamına son veren ve geçim sıkıntısı çektiği, bir süredir iş aradığı yakınlarınca bilinen Hakan…

Vs… yansıdı ses getirmese de medyaya..

*

Toplumsal yapı paramparça, suratlar asık, kaşlar çatık, insanlarımıza sevgisizlik hâkim, barış ise kırık dökük…

Ülkemizde insanlar başta ekonomik sebepler olmak üzere başka birçok sebeple hayatlarına son veriyor.

Bu intiharların bir yönü de, muhtelif sebeplerin toplumun ruh sağlığının çöktüğünü göstermesi…

Toplum bu görünür görünmez sebeplerle boğuşuyor, ağlıyor…

Haller perişan…

Bir kesim günlerdir aylardır ve hatta yıllardır EYT (Emeklilikte Yaşa Takılanlar) diyerek dertlerini, kazanılmış haklarını yetkililere aktarmaya çalışıyorlar, çözüm bulamayınca adeta ağlıyorlar hallerine…

EYT (Emeklilikte Yaşa Takılanlar) bazı yetkililerce Emeklilikte Yaşa Takılmayanlar vb gibi tarif de edilmesi Emeklilikte Yaşa Takılanları rencide etmekte.

Toplumun bir kesimi feto yaftasıyla yaftalandıklarını, KHK’lar ile hayatlarının perişan olduğunu, sosyal ölü olduklarını, hak hukuk istediklerini söylüyor,

Hapishanelerdeki, kadın, çocuk, hastaların hukuk gereği salıverilmelerinin gerektiğini haykırıyor, seslerinin duyulmadığı, acılarının giderilmesinin insani hak olduğunu belirtiyor,

Her gün acıyla kıvranan, saatlerce gözyaşı döken, dört duvarın dışında dünya bilmeyen mahpus bebelerin ıstırabının dindirilmesini,

Bir kesim insanlık suçu olan işkencenin varlığından söz ederek seslerini duyurmaya çalışıyorlar,

Tarafsız hukukun, şefkatli devlet elinin kendilerine de uzanıp dertlerini çözmesini, ağlayan çocukların gözyaşlarını silmesini bekliyorlar.

İşlerinden çıkarılan işsizlerin,

Borçtan dolayı pulluğunu toprağına değdiremeyen çiftçilerin,

Siftahsız dükkân kapatan esnafın,

İflas açıklayan şirketlerin,

Kredi kartı borçlarında boğulan çaresiz vatandaşın durumu,

Hasbel kader ayda yılda bir çocuklarına börek yapmak isteyen bir ana, peynirin yanından geçmiyor zaten, dolayısıyla ıspanaklı yapmak istiyor böreği, onu da kırık yumurta ve yırtık yufka satın alarak yapabiliyor ucuza mal olsun diye… Bu yürekleri ağlatmıyor gözlerden yaş akıtmıyor mu?

Kredi çeken üniversite öğrencilerinin mezuniyet sonrası işsizlikten bunaldığı, kredi borcunu ödeyemediği için feryat figanı,

Kızı cinayetle öldürülen anne babanın,

Feryatlarının ya da çaresizlikten akan gözyaşlarının dindirilmesi, silinmesi gerekmez mi?

*

Peygamberimiz bir bayram namazı çıkışında, çocukların neşe ve sevinç içinde oynadıklarını görür. Bir duvarın dibinde de perişan kılıklı ve mahzun bir çocuğu da ağlar görür. Onun yanına varır.

“Yavrum, neyin var, niçin böyle üzgün duruyorsun? Arkadaşlarınla birlikte niçin oynamıyorsun?” der.

Çocuk bir yetimdir. Babası Uhud’da şehit olmuştur. Annesi de başka biriyle evlenince çocuk sahipsiz kalmıştır.

Resul-i Ekrem Efendimiz çocuğun elinden tutup başını okşar, gönlünü alır.

“Neden ağlıyorsun? Ben baban, Âişe annen, Fatıma kardeşin olsun, istemez misin?

Çocuk sevincinden uçacak gibiydi. Heyecanla, “Nasıl razı olmam, Yâ Resulallah?” diyebildi.

Çocuğun akan gözyaşları dünyanın yüzü suyu hürmetine yaratıldığı O Zat tarafından, aynı zamanda bir devlet başkanı da olan kişi tarafından silinmiş oldu.

Devlet ve devlet başkanı, olarak Allah Rasulü tarafından akan gözyaşları silinmiş, dindirilmiş oldu.

Peygamberimiz çocuğu aldı, evine götürdü. Yedirip içirdi, üstünü başını giydirdi. Karnı tok, sırtı pek olan çocuk bir süre sonra oynayan çocukların arasına karışmak üzere sokağa çıktı.

*

Tamam, kimse Peygamber Efendimiz (SAV) değil, ülkemiz O’nun kurduğu İslam ülkesi değil, yönetim biçimi şeriat değil, Kur’an da anayasa değil ama;

Ülkemiz hukukun üstünlüğünü kabul etmiş, demokrasiye inanmış, demokratik sosyal hukuk devletidir. Aynı zamanda İslam’ı yaşayıp yaşamadığına karşı olup olmadığına bakılmadan yüzde doksan dokuzu Müslüman deniyor. Bu çerçeve içinde de sanıyorum ağlayanların gözyaşı dindirilir, yanan ciğerler söndürülür…

Baştaki soruya döndüm, bırakın ülke dışındaki insanları, ümmeti, en azından kendi ülkemizdeki akan gözyaşlarını silmek zararlı mı?

Kim silecek bu gözyaşlarını…?

19.02.2020

Faruk BAHÇIVAN

Minval News

Haberin Doğru Yolu!