YAĞMUR DUASI MI AĞAÇLANDIRMA MI?

Taraflardan biri ormanları yakanların vatan hainleri, PKK’lıların olduğunu söylemekte, diğer grup ormanları yakıp rant alanlarının açıldığını, yandaşlara peşkeş çekilmekte olduğunu söylemekte…

Ormanlar, illere bölgelere devletlere ait olsa da genel manada dünya mirasıdır…

*

Bir grup mevsimin kurak geçmesi nedeniyle diyanetin camilerde yağmur duası yaptırmasını överken ve gerekli olduğundan bahsederken;

Diğer bir grup yağmurun dua ile değil ağaçlandırma yapılarak, oluşacak ormanların otomatik olarak yağmuru çektiğinden dem vurur…

Bir grup, astronomi ilmiyle ve meteoroloji kanalıyla yağmur yağacağı zaten tespit edilmiş, camilerde yağmur duası yapmak bir yerlere mesajdır, bu düpedüz dini, camileri siyasi emellere alet etmektir, demekte…

*

Şu unutulmamalı;

Yağmursuzluk yani kuraklık dönemi, yağmur duasının vakti olduğu sıradan akılların bile malumudur.

 

Ağaçlandırma yapmak, ormanları korumak da bir çeşit duadır.

*

Dua, âlimlerce tarif edilirken farklı isimlerle gruplara ayrılır. Bunlardan birisi her zaman yaptığımız meşhur dualardır ki bu da iki kısma ayrılmıştır.

Birincisi fiili duadır, sebepleri yerine getirmektir. Çiftçilerin tarlalarını sürmesi, tohum saçması, esnafın dükkânını hazır edip açması, işçinin işe gitmesi, öğrencilerin okula gitmesi, derslerine çalışması gibi işler fiili duadır. Yani bir işin başarılması adına sebeplerin yerine getirilmesi demektir.

Bu tür dualar doğrudan Cenâb-ı Hakk’ın isim ve ünvanına yönelme olduğundan çoğunlukla kabul olur.

İkincisi kavli duadır dil ve kalp ile yapılan duadır. İnsanın elinin yetişmediği gücünün yetmediği bir kısım ihtiyaçlarını istemesidir. Dua edenin, birisi var, kalbimden geçenleri bilir, dediklerimi işitir, her şeye gücü yeter, her bir isteğimi yerine getirmeye gücü yeter vs düşüncelerle yapılan yakarıştır.

Şu halde, taraflar dinlendiğinde aynı şeyi söylemekte fakat eksik ifade etmekte oldukları görülür.

Taraflar birbirini şartsız dinleyip anlamaya çalışabilse güç birliği yapılmış olacak.

Yani, fiili ve kavli dualar birleşmiş olacak. Ağaçlandırma yapılacak, ormanlar korunacak ve yağmur yağdırmaya gücü yetene yönelerek dil ve kalp ile ondan yardım istenecek.

*

Bu durumda kimse kimseyi dinsizlikle, tabiatperestlikle ya da bağnazlıkla, dini siyasete yem yapanlara toplum olarak fırsat verilmeyerek, dini siyasete yem yapmakla itham etmiş olmayacak. 

Ağaç dikerek, ormanlar korunarak fiili dua, Yaratıcıya, biz gerekeni yaptık yağmura ihtiyacımız var, diyerek de kavli dua yapılmış olacak.

İki dua böylece bir araya gelmiş olacak ki bu halde dualar kabule daha yakın olur.

*

Burada çok ince bir nükte var o da şu. Sosyal medya ortamlarında şu günlerde çokça dolaşan, eş dost sohbetlerinde, erenler meclislerinde, cami kürsülerinde dilden dile dolaşan, zulüm mevzusunu hatırlamak lazım. Dünyada olan zulümlerden, Müslüman ülkelerdeki zulümlerden, Müslüman olsun olmasın insanlara yapılan zulümlerden ve hatta canlı her türlü varlığa yapılan zulümden suların içindeki balıklar bile etkilenir denmekte. Bu çerçeveden bakıldığında herkesin kendini, çevresini çek edip kontrol etmesi, zulüm yapıyorsa bundan vazgeçmesi, zulmedenlere destek veriyorsa, sempati duyuyorsa onlardan da vazgeçmesi ve sonrasında zulmedilenlerle helalleşip tevbei nasuh denilen bir daha aynı hatayı yapmamak üzere Allah’a söz vermesi gerekir.

Böyle yapılmadığı sürece yağmurun, rahmetin beklenmesi de belki yüzsüzlük belki nankörlük, belki kullara dolayısıyla Allah’a saygısızlık belki de hadsizlik olur.

*

Mevlana, Mesnevisinde şöyle bir hikâye anlatır.

Adamın biri dört kişiye bir dirhem verir. Adamlardan biri Acem yani İranlıdır.               

– Bu parayla engûr alalım, der.                                                       

Diğeri Arap’tır:

– Hayır, der, ben inep isterim, engûr değil, der.

Üçüncüsü Türk’tür:

– Ne engûr, ne inep, bununla üzüm alalım, diye tutturur.           

Dördüncüleri de Rum’dur, o da itiraz eder:

-Bırakın bu lafları, bu parayla istafil alalım, der.                      

Derken bir kavga başlar. Birbirlerini yumruklayıp tokatlamaya başlar­lar. Onların bu halini gören bir bilge:

– Durun, hepinizin istediği de olacak, der parayı alır, onlara üzüm getirir. Böylece birbiriyle kavga eden dört kişi de uzlaşır, birliğe ulaşır, bir olurlar.  

20.12.2020

Emir Alp Gündüz

 

 

 

 

Minval News

Haberin Doğru Yolu!