ARMUT DERSEM ÇIK ELMA DERSEM ÇIKMA

 

Kayıp damat nerede?

Kime ne?

Herkese her şey belki…

*

Oturdunuz, arkaya yaslandınız gündelik meselelerden uzaklaşmak, içeceğiniz çayın tadına varmak istiyorsunuz.

Ama ne mümkün…

Hepsi üstünüze çullanıyor…

Çocuklar değil…

Dayak yiyen siyasetçiler ve dayak atanlara sahip çıkanlar…

Aşılananlar aşılanamayanlar, aşının içeriğinin ‘ne idüğü belirsiz’ diyenler…

Aşıyı direk getiriyoruz diyenler, aşıyı getiren şirket logosunun medyaya yansıması…

Aşıyı neden biz diğer ülkelerden daha pahalıya alıyoruz diyenler…

Seçkinlere hem öncelik hem de farklı aşı

Sokağa çıkıp gönlümüzce dolaşmak istiyoruz diyenler…

Avrupa’dan maaş alıp Türkiye’de alışveriş çok ucuz diyenler…

Artan işsizlik oranları…

Kapanan dükkânlar, işyerleri…

Market raflarındaki fiyat ayarlamaları…

S-400, F-35 uçamayışlarından çıkan gürültüler…

Mahkeme salonlarından çıkan feryatlar

Okulların çalmayan zilleri, teneffüse çıkamayan çocuklar…

Suriye meselesi, göçmenlerin durumu…

PKK, IŞİD, YPG gibi terör örgütleri…

Yolluk yolsuzluğu meselesiyle başına dert açan eğitimciler…

İşini kaybetmemek için uyku tutmayan, uyuyunca da işini kaybetme karabasanlarıyla perişan olanlar…

Geçinemiyoruz diyen dertli vatandaşlar,

Tenceresinde, Hz Ömer ve yaşlı kadının hikâyesindeki gibi, taş kaynatmamak için çabalayanlar…

Pazarlardan artık toplayan insan manzaraları…

Oyun zamanı olan çocukların çalışmak zorunda olmaları…

Seçimler erken mi yapılmalı, geç mi yapılmalı…?

Kısır, lüzumsuz, faydasız siyasi tartışmalar…

Ve daha neler neler…

Kaybolan damat meselesi de gündemde bu arada. Her ne kadar unutulmuş gibi görünse de birileri hemen onu ortaya atıyorlar temcit pilavı gibi ısıtıp ısıtıp…

Bırakın herkes gönlünce yaşasın saklandığı, yaşamakta olduğu yerde…

Ama herkeste bir merak bir merak.

Yok yedi kuleymiş, yok kuş uçmaz kervan geçmez bir yermiş, yok kırk katır yok kırk satırmış, yok kaçmışmış, yok kaçırılmışmış, yok itilmiş yok kakılmış…

*

Hadi hepsinden uzaklaşalım, çocukluğumuza gidelim.

Çocukların, gerçi şu sıralar pek buna imkân yok, oynamayı sevdiği bir oyundur saklambaç.

Herkes saklandığı yerde bulunmak istemez. En iyi saklanan, en son bulunan, ebelenmek istemeyen, sobelenmek istemeyen en iyi yere saklanır bulunmaz…

O sırada arkadaşları bağırır, ‘Elma dersem çıkma, armut dersem çık!’ diye.

İnsanların kaybolan damadı merak etmeleri bana saklambaç oyununu hatırlattı.

Ben de kaybolan damada diyorum, keyfince saklan, canının istediği gibi, aklıselim bir birey gibi davran.

Armut dersem çık, elma dersem çıkma!

Elmaaaa!

*

Oturdunuz, arkaya yaslandınız gündelik meselelerden uzaklaşmak, içeceğiniz çayın tadına varmak istiyorsunuz.

Ama ne mümkün…

Hepsi üstünüze çullanır…

 

 

24.01.2021

Abdullah HOŞGÖR

 

 

 

Minval News

Haberin Doğru Yolu!