KANAL İSTANBUL’DAN KİMLER YER ALIYOR Kİ…

Kanal İstanbul’la ilgili Sosyal Etki Değerlendirme (SED) raporunda projeyle ilgili üç riske dikkat çekildi, bölgede ‘mal sahibi profili’nin değiştiğine işaret edildi.

Fotoğraf: DHA

İstanbul Boğazı’na paralel olarak Karadeniz ile Marmara Denizi’ni bağlayacak yapay su yolu projesi Kanal İstanbul için bu yıl ihale yapılacak. Muhalefet, STK’lar ve bilim insanları kanal yapımına karşı çıkıyor.

 

Sözcü yazarı Çiğdem Toker  köşesinde, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nca Çınar Mühendislik Müşavirlik A.Ş.’ye hazırlatılan rapordan bazı bölümleri paylaştı.

Raporda işitme kaybı, susuzluk ve emlak fiyatlarında artış gibi risklere dikkat çekildi.

İki-üç kat artış

Buna göre bölgenin rezerv alanı ilan edilmesinden sonra gayrimenkullerin parasal değeri ve ekonomik hacim iki-üç kat arttı.

Bu süreçte bölgede mal sahibi profilinin değiştiği şöyle anlatıldı: “Projeler duyulmadan önce arazilerin metrekare bedeli 10-15 TL civarındayken, havaalanı ve Kanal İstanbul projelerinin duyulmasıyla beraber arazi fiyatları artmaya başlamıştır. Yapılan araştırmalarda aktarılan verilere göre; proje yayıldıktan sonra arazi fiyatları üçer aylık dilimler halinde sırasıyla 50-60 TL, 80-90 TL, 120-130 TL, 160-180 TL, 200-230 TL, 260-300 TL aralıklarında olacak şekilde artmıştır. Bu arazilerin sahiplerinin büyük kısmını önceden köylüler oluştururken, bir kısmı bölge emlakçıları tarafından satın alınan arazilerin projeden sonra mal sahibi profili de değişmiştir.”

Susuzluk riski

ÇED raporuna göre, Kanal İstanbul projesinin Terkos Gölü besleme havzasını, Terkos-Kağıthane içme suyu isale hatlarını, Terkos-İkitelli isale hatlarını kesmesi planlanıyor. Sazlıdere Barajı’nı da devre dışı bırakacak.

SED raporunda susuzluk riski şöyle anlatılıyor: “Anadolu yakası ve Avrupa yakasında, su kaynakları ve nüfus oranları arasında bir ters orantı olduğu öğrenilmiştir. Halihazırda İstanbul nüfusunun yüzde 65’i Avrupa yakasında yaşarken, su kaynaklarının sadece yüzde 35’i bu yakada bulunmaktadır ve bu nüfusun su ihtiyacı Sazlıdere, Terkos, Alibeyköy ve Büyükçekmece barajlarından karşılanmaktadır. DSİ’nin içme suyu ihtiyacı ve nüfus projeksiyonlarına göre (…) Sazlıdere, Terkos ve Melen suyunun dahil edildiği durumda, 2040’tan sonra kaynakların yetmeyebileceği belirtilmektedir.”

İşitme kaybı, hava kirliliği

Raporda projeyle birlikte ortaya çıkacak hava kirliğine ve bölgede yaşayanlarda işitme kaybı riskine dair şu bölümler yer alıyor:

“Kanal İstanbul proje koridoru inşaatının, yaklaşık 84 ay sürmesi, hafriyat ve inşaat faaliyetlerinin ise yaklaşık 48 ay sürmesi beklenmektedir. Çalışmalar gece ve gündüz saatlerinde tüm gün boyunca gerçekleştirilecek ve 24 saat faaliyet olacaktır.”

“Özellikle hassas mevsimlerde yerel yaban hayatı üzerinde ortaya çıkan rahatsızlıklar insani reseptörlerde işitme hasarı, proje ile ilgili olmayan insani reseptörlerde gürültü rahatsızlığı.”

Kaynak

Minval News

Haberin Doğru Yolu!