DÜNYADAN KARADELİĞE YOLCULUK

Sizce sadece dünyada mı hayat var?

Kara delikler gerçekten delik mi?

Gezegenler neden ve nasıl ölür?

En küçük yıldız ne kadar küçüktür ya da en büyük yıldız ne kadar büyük?

Bunları hiç merak ettiniz mi?

Gökyüzüne hep birlikte başımızı kaldırıp bakarsak göz alabildiğinden çok daha fazlası var. En basitinden güneşin doğup batması yahut gezegenlerin oluşması. Elbette bu sadece bizim gözümüzle görebildiğimiz kadarı.

Düşünsene bizden (dünya insanından) başka uzaylılar ya varsa, biz de uzaylıyız çünkü uzayda yaşıyoruz. Dünya insanından başka canlıları ayırmak ayrımcılık olur sanırım. Biz ayrımcılığa karşıyız, o halde hepimiz kardeşiz. Yaşasın kardeşlik, yaşasın evren kardeşliği.

Oralardan dost edinsek ne güzel olmaz mı? Biz onlara gidiyoruz onlar bize geliyor falan. Komşuculuk oynardık, birkaç gezegen toplanıp diğer gezegenlerdeki komşumuza ziyarete giderdik. Ee ne demişler Ev alma komşu al.

İşin esprisi bir yana acaba nerede yaşıyorlar? Bir kara deliğin içinde olabilir, bambaşka özelliklere sahip yıldız olabilir.

Harbiden kara delik demişken kara delikler evrenin içindeki sonsuz boşluk olabilir bence. Çünkü kara deliklerin içinde ne olduğunu tam anlamıyla çözebilen çıkmadı sanırım. Yoksa kara delikler evrenin çöp konteyneri olabilir mi? Ölen yıldızları kendine çekip yok eden.

Çevre kirliliğini önlemek için yaratıcının kurduğu sistemlerden biridir. Peki, o çöp konteyneri ya dolarsa ne olacak? Bunu biz muhtemelen göremeyiz, ya da bilemeyiz.

Peki ya yıldızların neden ve nasıl öldüğünü düşündün mü? Kimi 4-5 yaşındaki çocuklar çok meraklıdır. Bu ve buna benzer birçok soru sorarlar. Biz de kimi zaman cevaplayamayız. Ben de bu ve buna benzer soruları en basit haliyle ve betimleme yoluyla üç aşağı beş yukarı anlatmaya çalışayım izninle.

Uzaydaki bir yıldızı şekil itibariyle balon olarak düşünelim birlikte. Bu balonun içinde birkaç kat daha basınçlı gaz ile şişirilmiş balon bulunmakta. En içteki balonun içindeki gaz kendi kendine bittiğinde en içteki balonu yavaş yavaş eritiyor. Eriten gaz da beraberinde eriyor. Gittikçe azalan gaz, geriye balonun kendisi kalmaya başlıyor, gaz basıncına yenik düşünce parçalanmaya başlıyor ve yanma süresi hızlanıyor. Böylece yok olma derecesine geliyor. Ve sonunda ölümü meydana geliyor. Tabi bu dediğim olay birkaç yıl yüzyıl değil birkaç trilyon yılda meydana geliyor. Büyük dağın dumanı büyük olurmuş.

Peki, bu bahsettiğim yıldızlar ya da gezegenler ne kadar büyük veya ne kadar küçük? Güneş sistemimizdeki en büyük gezegenin boyutu dünyaya kıyasla yaklaşık olarak 11-12 katı kadar büyük. Bu güzide gezegenimizin ismi Jüpiter. Çapı o kadar büyüktür ki güneş sistemindeki diğer gezegenler Jüpiter’in içine sığabilir.  Peki ya en küçüğü, Merkür… Küçük diye onu ezmek olmaz. Yazık ona, aman da aman haniymiş benim gezegenim, haniymiş, burada mıymış? Bu minnak gezegenimiz de 20 tane Merkür bir Dünya’nın içine sığabilirmiş.

Ve sadece Merkür ve Venüs’ün uydusu yok. Onlar gariban kalmış. Hepsinin uydusu var bir tek onların yok. Ezmeyelim gezegenlerimizi.  

Aslında baktığımızda dünyamızdakine benzer bir hareketli yaşam bulunmakta. Gencinden yaşlısına, uydusundan yıldızına, galaksilerine kadar hepsinde insani özelliklere benzer özelliklerinin olduğunu görebiliriz.

Örneğin daha önce de bahsettiğim gibi evrenin çöp konteynerinin kara delikler olması ya da gezegenlerin veya yıldızların doğması, büyümesi, yaşlanması ve ölmesi veya her yıldızın ya da gezegenin kendine ait bir arkadaş ortamının olması gibi özellikler insani özelliklere çok benzer.

Ben gökyüzünü, uzayı, galaksileri ve gökyüzünü çok severim. Her tarafta siyahın diğer renklerle olan cümbüşü dikkatimi çekmiştir. Evrendeki sessizliğin içindeki o ahenkle dans eden sesleri dinlemeyi tefekkür etmeyi çok severim. Bazen düşünce yoluyla da olsa onlara katılır onlarla birlikte şarkılar söylerim, bazen de onların söylediği şarkıları dinlemek çok daha fazla hoşuma gider.

 

Muhammed Tahir

Minval News

Haberin Doğru Yolu!