DER HACI BEKTAŞ-I VELî

 

Hatip kürsüde kardeşlikten, birlik olmadan bahsediyor, dış düşmanlardan bahsediyor, ülkemizin de düşmanlarının olduğundan bahsediyordu.

Ülkemizin mağdurların tarafında olduğundan bahsediyordu.

Nereye hangi devlete el atsak oraya saldırıyorlar diyordu.

Allah korusun sıra bize de gelir belki birgün diyordu.

Onun için,

Onun için diyordu,

Birlik beraberlik içinde olmamız, birlik beraberlik içinde yaşamamız lazım, kardeş kardeşe, dost dosta, can cana…

Sayın Erdoğan’ın, Sayın Kılıçdaroğlu’nun, Sayın Bahçeli’nin Sayın Karamollaoğlu’nun ya da Sayın İmamoğlu’nun gittiği Cuma namazındaki hatip ne anlattı kürsüden bilmiyorum ama bizim camideki hatip kürsüde bunları anlattı.

Söylenenler aslında ilaç gibiydi.

Ve gerekliydi de…

Gergin geçen insanları birbirlerine düşüren, kardeşi kardeşe, anayı babayı çocuklara, evlatları ailelerine düşman edecek derecede şiddetli, bir o kadar ayrıştırıcı kutuplaştırıcı, ötekileştirici, geren bir yerel seçim döneminden sonra.

Ancak sözlerin samimiyetinden, toplumun bunu nasıl anlayıp nasıl içselleştireceğinden kimse emin olamaz…

Gergin ortamlar yatıştırılmayınca,

Ateş soğumayınca,

Hararet düşmeyince…

Sözler fiile dönüşmeyince,

Dilden kalbe,

Kalpten fiile dönüşmeyince…  

Dönüşmesi için de samimiyet,

Sonuna kadar…

Fakat…

Burada görev sadece biz vatandaşlarda değil tabiki…

Bizi bu hale düşürenlerde…

Bir de bizi bu hale düşürenlerin her sözüne kutsallık atfeden, safdilâne inanan bizlerde…

Sonra da bizlerde.

Biz müsaade etmezsek, yüz vermesek, şakşakçılık yapmazsak onlar bu hale gelmezler, onun için sorumluluğun kahir ekserisi bizde, masum gibi saf gibi görünen ‘Anadolu İnsanı’ denen bizlerde.

“Ayağa kalkarsan hizmet amacıyla kalk,

Eğer konuşacaksan, hikmet ile konuş,

Ve oturacağın zaman, saygı ile otur!” der,

“Gelin canlar bir olalım,

Bir olalım, iri olalım, diri olalım.”

Diyen Hacı Bektaş Velî öğretisinden, onun beslendiği billur pınardan, doyumsuz kaynaktan uzak kalışımız, ayrı kalışımız, o değerleri yitirişimiz bize çok pahalıya mal olur;

Biz derhal kendi öz değerlerimize, bizi biz yapan değerlerimize dönmezsek.

*

Cami çıkışı, selamlaşmak, tokalaşmak

Cenazede bulunup tokalaşmak,

İnsanlık, erdem,

 

Şehit cenazesinde bulunmak, acıyı yürekte hissetmek, yaşamak,

İnsanlık, erdem,

 

Gaza gelip taşkınlık yapmak, insanî olmayan, olmayacak hal ve tavırlara girmek,

İnsanlık ve erdem,

Değil…

Ya ne?

*

Normalleşmiş bir ülke, normalleşmiş bir Türkiye’de yaşamayı sanıyorum hepimiz özledik.

 

Emir Alp Bektaş