SEÇİM İPTALİ ve *M*MIN *SURDUĞU YIL

İmamın os*rduğu fıkrayı hatırlarsınız.

*

Onlar da insan.

Onların da çocukları ailesi var.

Onlar da baba.

Onlar da birilerinin çocuğu, onların da anası babası var.

Onların da bir kariyeri var.

Onların da bir dünya görüşü var.

Onlar da akıl yürütüp mantıklarını çalıştırıp muhakeme yaparlar.

Fakat,

Nedense bunlar ve benzerleri sanki hiç düşünülmeden ha bire eleştiri bombardımanına tutuldular.

İhanetle suçlandılar.

Çete elemanı gibi gösterildiler.

Vs… Vs…

Niçin kimse onların yerine geçip de onların yerine kendini koymadı.

Empati yapmadı.

Ne halde iken bu kararı verdiklerini sormadı.

Sadece eleştiri…

Kimisi ülke rezil oldu dedi,

Kimisi vatandaş yok sayıldı dedi,

Kimisi ekonomi iyice kötüleşir dedi,

Kimisi temayüllere aykırı dedi,

Kimisi içtihatları aykırı dedi,

Kimisi kendini yok saydı dedi,

Dedi dedi dedi…

Dünya ülkeleri şöyle dedi,

Dünya basını şöyle gördü,

İktidar farklı yorumladı,

Muhalefet farklı yorumladı…

İktidar adayı farklı yorumladı,

Muhalefet adayı farklı yorumladı…

Oradaki üyelerden bir kısmı farklı yorumladı diğer kısmı farklı…

Mevzu ne mi?

Tabiki imamlar değil, iptal edilip yeniden yapılacak olan İBB seçimi ve iptal eden heyet.

*

Belli ki şartlar zor, imtihan ağır!

Ne iktidar ne muhalefet germesin kimse olayları…

Bir karar verilmiş doğru ya da yanlış…

Ok yaydan çıktı.

Bu olanlar unutulmaz elbette.

Zor günlerden geçtiğimiz ise muhakkak.

Birlik olma ve dirliği temin zamanı…

El ele tutuşma bir olma zamanı.

Hakaretlerle bağırıp çağırmakla ortamı germeyelim, bu oluşacak gerginlikten sadece İstanbul değil ülkemiz komple zarar görür.

Sağduyu lütfen!

*

Biraz yumuşatalım havayı.

Meşhur bir tablodur, kimseyi töhmet altında bırakmak ya da bir zümreyi eleştirmek anlamına da gelmez. Bir gerçeğe parmak basma mahiyetindedir.

İmam Efendi camide cuma namazı kıldırırken kazayla, gaz kaçırıvermiş. Öyle bir utanmış ki, namazdan hemen çıkarak doğruca evine gelmiş.

-Hanım hanım, der; camide böyle böyle oldu. Ben artık bu köyde kimsenin yüzüne bakamam. Başka bir yere taşınalım gidelim.

Demiş ve taşınmışlar uzaklara. 

Aradan 20 yıl geçmiş, hoca köyünü çok özlemiş ve bir gün hanımına; 

– Hanım, kalk gidelim eski köyümüze 20 yıl geçti aradan unutulmuşuzdur nasılsa, eş dost ziyareti yaparız, deyip düşmüşler yollara. 

Köye yaklaştıklarında genç bir çoban görmüşler.

Hoca;

-Hanım sen burada bekle de ben gidip şu çobana bir sorayım. Bakalım köylüler olayı unutmuşlar mı? Eğer unutmamışlarsa geri döneriz, demiş ve çobanın yanına yaklaşmış.

– Selamünaleyküm çoban oğlum nerelisin, kimlerdensin? Eskilerden kimi tanırsın, kaç yaşındasın?

Bu minval üzere küçük bir sohbet geçer aralarında.

Son soruya ise çoban şöyle cevap verir.

-Valla yaşımı bilmem ama imamın camide osurduğu yıl doğmuşum.

Hoca öfke ve üzüntüyle hanımının yanına dönmüş;

-Kalk hanım kalk, gidelim buralardan, bizim olay tarih olmuş.

*

Yaşanan olaylar böyle bir not düşer tarihe…

 

Haber-Yorum

Abdullah Sevgi