KORKUYOR MU?

KORKUYOR MU?

 

Aylardır, parti kurdular kuruyorlar, kurmaktalar, adı şöyle olacak, önce platform gibi çalışacaklar sonra partinin adını koyacaklar,

AKP’den şu kadar milletvekili koparacaklar, onlarla meclis aritmetiğini değiştirecekler,

Ekonomist falan, planlamacı filan, hukukçu şu kişi parti kuruluş aşamasında birlikte hareket ediyor,

Bunca zaman üç yıl bekledik artık beklemeyeceğiz,

Reisle görüştüler, parti kuracağını söylediler,

Reis ona gitmeyin burada birlikte olalım, ümmeti bölmeye kimsenin hakkı yok, dedi,

Reis bunlara parti falan kurdurtmaz ne eder ne eder vaz geçirtir,

Dinlemezler artık, güç kaybetmeye başladılar bir kere,

Ekonominin bozuk olması bu işi bitirdi, yeni kurulacak partiler ekonomi odaklı olur,

Hukuktan herkes şikâyet etmekte kurulacak yeni parti hukuk üstünlüğünü öne çıkarıp ona göre iş yapacak,

Mağdurlar ve reis küskünleri bir araya gelip reise ders verirler,

Yok ya reis bunların burnundan getirir, akıllarını alır parti marti hayal olur,

Gibi söylentilere sizler de şahitsiniz ve her gün bu söylentilere yenileri eklenmekte.

*

Bu söylentiler kulaktan kulağa dilden dile dolaşırken reis de boş durmaz, parti kuracak, kurulacak partilerde şunlar da bulunacakmış denilen ve bu söylentilerde adı geçen tanınmış nüfuzlu şahsiyetlerle görüşür, birlik içinde parçalanmayı durdurmak parçalanmaya engel olmak için elbette çalışır, aracılarla ikna yollarını da kullanır. Çünkü o bir siyaset idolüdür, usta siyasetçidir.

Ancak İstanbul BB seçimini kaybetmekten de mütevellit korkmakta mıdır parçalanmaktan, yok olmaktan?

Sanmıyorum…

Lakin her siyasi lider, seçimle gelen herkes, illaki seçimlerden çekinir korkar çünkü her ne olursa olsun şartlar her an değişebilir.

Osman Bölükbaşı bu durumu ‘Yüzünde göz izi yok sanarak, siyaset denilen Leylâya gönül verdim. Sonradan anladım ki; benden önce, kırk bin kişinin nikâhından geçmiş.’ Veciz sözüyle özetler.

Onun içindir ki her siyasetçi korkar seçimi kaybetmekten elinde tuttuğu gücü yitirmekten.

Adı parti kuracakmış diye çıkan Babacan, Davutoğlu gibi şahsiyetlerin çok uzun zamandır çalışma yapmalarına rağmen partilerini aşikâr etmemeleri ya da edememeleri, hatta yaza güze deyip ötelemeleri ‘Acaba reisten korkuyorlar mı?’ sorusunu akıllara getirmekteymiş.

Ancak kimse kimseden korkmaz hele ki bir hukuk devletinde bu asla olmaz.

Olur, fakat korkan kişilerin eskiye dair bir vukuatı, bir açığı ya da kanunsuz işi vardır, bu birilerinin elinde koz olarak durur, filan işi yaparsan açık ederiz diye korkuturlar, şantaj yaparlar o zaman korkmakta haklıdır, zira kirli insanların ülkenin önünde örnek şahsiyet olarak durmalarına da gerek yoktur.

Ancak bu hukuki olmadığı gibi ahlaki de değildir. Hukuk devletinde kurallar, yöntemler de hukuki olmalıdır.

Siyasi parti kuracakları duyulan kişilerin böyle bir iş içinde olmadıkları parti çalışmalarına teşebbüslerinden anlaşılsa da aksi bir durumda Türk adaleti gereken çalışmayı yapar.

Ne siyasi parti kuracak kişiler ne de iktidarı elinde tutan partiler, kimse birbirinden korkmaz, çekinmez zira hukuk devletindeyiz.

 

Davutoğlu, Babacan reisten korkuyorlar mı?

 

Yok yok, Davutoğlu, Babacan reisten korkuyorlar ki partilerini bir türlü aşikâr edemediler mi diyorsunuz?

Yok, bence hayır fakat fizibilite çalışmaları, halk yoklamaları, araştırma, ölçüp biçme aşamaları çok zaman gerektirdiğinden, kırk ölçüp bir biçmek gerektiğinden öteleme erteleme oluyordur diye düşünüyorum.

Tek çekinceme siyaset denilen Leylâya gönül verirken o Leyla’nın nicelerinin nikâhından geçtiğini bildiklerinden çekinir korkar siyaset arenasına çıkacaklar.

16.07.2019

Analiz

Abdullah Hoşgör

 

 

Minval News

Haberin Doğru Yolu!