MESELE İSTANBUL MU?

Mesele İstanbul mu? YÖK’e çağrı

Adana’nın Seyhan ilçesinde yakaladıkları gebe kediyi köpeğin önüne atıp  parçalattığı gerekçesiyle 13 yaşındaki çocuklar gözaltına alınıyor. Çocuklar birbirlerini suçluyor.

Çocuklardan biri ise, kendilerini görüntüleyen basın mensuplarına çok gençlerin hayatını olumsuz etkileyen mafya ve kabadayı filmlerindeki ağızla “yaşımızın yetmediği yerde yaşantımız yeter” diyor.

İstanbul Pendik’te şehir magandalarınca hamile kadının bulunduğu araca saldırılıyor, araca zarar verilirken içindeki insanlara psikolojik olarak zarar veriliyor.

Magandaların gittiği karakolda oranın sorumlusu onları kapıda karşıladı diye açığa alınıyor.

Vicdansız gelin Alzheimer hastası kaynanasını sokak ortasında tekme tokat dövdü.

 

Yaşlılara eziyet eden bakıcı gizli kamera ile yakalandı.

 

Savunmasız hayvanlara eziyet eden…

*

Bu ve benzer birçok haber, haber bültenlerinde, gazete sayfalarında internet sitelerinde sürekli olarak vicdanı bozulmamış, ölmemiş olanları hep rahatsız ediyor.

Bu haberler yabancı ülkelerde olduğunda ‘gâvur’ değil mi yapar derken bizim ülkemizde hiç olmazmış gibi düşünmemiz bizi yolda bırakır. Çünkü ‘necip milletimiz’ bu konuda da büyük bir hüsran yaşıyor.

Biz de millet olarak bu konuda çok değerlerimizi kaybettik. İslâm ahlakı denilen çok kıymetli değerler kültürümüzle harmanlandığında parmakla gösterilen muasır milletlerin seviyesinin hep ve çok yukarılarında olan bir millettik ki İslâm ahlakının, İslâmi değerlerin ‘menfaat’ uğruna, şekilcilik uğruna, adına ‘Siyasal İslam’ denilen siyasallaşmanın uğruna feda edilince her şeyimizi kaybetmeye başladık.

Değerlerimiz alt üst oldu. Kardeşliğimiz çıkar uğruna kuvvetlendi çıkar bitince yıkıldı.

Kendi milletini kendi akrabasını bırakın, müslim gayri müslim ayırmadan insani değerlere kıymet vererek hakkı hukuku gözeten, mazlumun yanında olan, ceddimizden bize tevarüs eden terekeden kırıntılara bile muhtaç bir yaşayışa, bir duruma hasret kaldık.

Zira millet olarak kan niteliğinde olan çok değerimizi kaybettik, kaybediyoruz, ölüyoruz, mâzallah.

*

S-400, Patriot, F-35, belediye seçimleri, başkanlık sistemi, iktidar mücadelesi, kurulan, kurulacak olan yeni partiler kadar kıymet ifade etmiyor kaybolan değerler, kaybolan nesiller, kaybolan…

*

Yok olmuş, yok olmaya yüz tutmuş meslekler için kurslar seminerler düzenlenir, belediyeler, Halk Eğitim Merkezleri, muhtelif kurum ve kuruluşlar kurslar düzenler sertifika verir bu kaybolanların geri gelmesi için çalışırlar.

Kaybolan maddi bir eşya, kaybolan para geri kazanılabilir, bulunabilir. Fakat öyle şeyler vardır ki gitti mi gelmez. Hani bir söz vardır giden gelseydi dedem gelirdi diye, onun gibi gitti mi gelmez ya da kaybolan şeyleri yerine getirmek çok zordur, yerine zor gelir.

Önerim şu

Yetkililere, YÖK’e önerim çağrım şudur.

Şimdilerde üniversitelere yerleşmek için öğrenciler tercihlerini yapıyorlar. Belki bu sene geçti denebilir fakat çok hızlı bir çalışmayla bu sene de ek yerleştirmelere yetişebilir.

Siyasallaşmak, fanatizm, hakkaniyet yerine güçlüden yana duruş, eylemsiz söylem, rüzgârların yönüne göre kişilik, numarasız dropsuz ne olduğu belirsiz karakterler, idealsiz şuursuz nesiller, milletimizin başına gelebilecek en kötü musibetlerdendir.

İnsanlığımızı geri getirme, vicdan eğitimi, yok olan dinamiklerimizi geri inşâ, kalp eğitimi, karakter, haysiyet eğitimi gibi değerlerle alakalı, üniversiteler, fakülteler, bölümler, kürsüler ve enstitüler hızla kurulup yaygınlaştırılarak, yetkililerce destek ve himaye edilerek, teşvik edilerek neslimizi yetiştirmeli, geleceğe hazırlamalı milletimizi yok olmaktan, yok olmaya gidişten kurtarmalıyız.

Aslında mesele İstanbul, İzmir, Ankara, Erzurum, Trabzon, Adana değil topyekûn milletimizdir. 29/07/2019

Yorum

Abdullah Hoşgör

 

 

Minval News

Haberin Doğru Yolu!