AH MİKROFON HAİN MİKROFON

TERÖRÜ DESTEKLİYORLARMIŞ, HADİ ORADAN!

2019 Dönemi Kamu Kesimi Toplu İş Sözleşmesinde, haklı olarak, hükümete karşı haklarımızı savun, haklarımızı koru, özlük haklarımızda bizi kazançlı çıkar, alın terimizin damlası boşa gitmesin diye maaşlarından yapılan kesintilerle ayakta duran sendikaya çevrilmişti işçi emekçi kesiminin gözleri.

İnanıyorlardı sendikacılarına.

Çünkü kendi içlerinden çıkmıştı onlar.

Ta ki o mikrofon, duyulması cıss olan sesleri, üçüncü kişilere duyurana kadar.

Mikrofon rezaleti yani.

Ah mikrofon hain mikrofon, seni hurdacılar ezsin mikrofon!

*

“Uzasa işi karıştıracağız. En azından kapattım böyle.”

Şaşırıyor tabiki emekçiler.

Hiç beklemiyorlardı böyle bir durumu.

Haklarını savunsun dedikleri kişi, Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk’a “Uzasa işi karıştıracağız. En azından kapattım böyle” diyor.

Nasıl yani?

Uzasa ne olacaktı?

Kendi tabirleriyle, “Ağustos sonuna kadar ya imzalayacağız ya da grev. Yasalar ne emrediyorsa onu yapmakla mükellefiz.”

Kanunlar neye müsaade ediyorsa.

Emekçilerin hakları, alın teri karşılıkları, kanunların müsaade ettiği şekilde alınacaktı, haklar savunulacaktı, alın teri karşılık bulacaktı.

Kısa kesip mevzu kapatılıyor.

Sonra ne yapacak kısa kesen beyler hak aramanın dışında?

İşleri nedir ki kısa kesiyorlar?

Mikrofona(!) gelen tepkiler üzerine eller ayaklar dolaşıyor etekler ateş alıyor ve açıklama üstüne açıklama…

Kim inanır?

Dediklerinde ‘Kadir inanır’ derler ya aynen öyle, kimse inanmaz kendileri dışında…

Ülkeyi yönetenler kriz yok derken, yaptığı gafın gündemden düşmesi için çabalayan fakat bataklığa düşmüş gibi çırpındıkça batan Türk-İş Başkanı Ergün Atalay ‘Türkiye ciddi bir ekonomik kriz içinde. Sözleşme böyle bir krizin içinde imzalanmış bir sözleşmedir. Bütün sektörlerde işçi çıkarmaların yaşandığı bir ortamda imzalanmıştır. İşçinin ekmek teknesini korumayı da düşündüğü koşullar söz konusudur. İşçiler bir yandan maaşlarına zam isterken diğer yandan ekmek teknelerini de korumayı esas almışlardır. Toplu sözleşme görüşmeleri en az hasarla atlatılmıştır. İşçinin isteği doğrultusunda hareket edilmiştir. Sözleşme sonrasında beni hedef alanlar oldu. Hemen şunu belirteyim. Bana saldıranların yüzde 90’ı işçi değil. Onların asıl amaçları başka. Ben başından beri Türkiye’yi savunduğum için, Mehmetçiğin arkasında durduğum için beni hedef aldılar. Terörü destekleyen gruplar. Bunların saldırısı beni etkilemez.’ Diyor.

Bak bak, bak hele!

Ne alaka?

Bu garip anlaşılamayan anlaşmaya tepki gösterenlerin yüzde 90’ı işçi değilmiş. Onların asıl amaçları başkaymış. Beyefendinin başından beri Türkiye’yi savunduğu içinmiş, Mehmetçiğin arkasında durduğu içinmiş. Hem de onlar terörü destekleyen gruplarmış.

Bırakın Allah aşkına..!

İşçileri, kamuoyunu bırak Kadir bile inanmaz artık bu şakaya!

*

Haklı mıdır? Hayır.

Atalay’ın, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk ile konuşurken mikrofonu açık kalınca “Uzasa işi karıştıracağız. En azından kapattım böyle” diyor.

Bu sözü duyanlar haklarını savunacağı işçileri, ne karşılığında kurban ettiğini sormazlar mı?

Hem ülkede ekonomik kriz olsa, bir kısım üst düzey insanlara yaklaşık % 26 ve hatta milyonlarca kişiyi ilgilendiren asgari ücret artışı, Aile Çalışma ve Sosyal Politikalar Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk tarafından Asgari Ücret Komisyonu 4. toplantısının ardından 1 Ocak 2019’dan itibaren asgari ücretin net 2 bin 20 Türk Lirası olduğu ve yüzde 26,05 arttığı duyurulur muydu birkaç ay önce?

Yok!

E o zaman ne diye yaptı sendikacı bunu işçi emekçi kesime?

Valla anlamış değilim.

Kusura bakmayın, iyi niyetli olmak da sanki fazlaca saflık olsa gerek.

 

18.08.2019

Analiz

Alp Can Bulut

Minval News

Haberin Doğru Yolu!