YERLİ VE MİLLİ YANGINLAR

YERLİ VE MİLLİ YANGINLAR

Google arama motoruna ‘Erdoğan yerli ve milli’ yazdığınızda ‘Yaklaşık 39.000.000 sonuç bulundu’ diye bir sonuç karşınıza çıkıyor.

*

Günlerdir ülkemizin üstünde kara dumanlar dolaşıyor. Hayır hayır, terör Suriye meseleleri değil, elbette onlar da ülkemiz için kara, kapkara sıkıntılar fakat günlerce yanan, hektarlarca kömür olan alandan bahsediyorum.

Neden?

Neden yanan ormanlar meselesi dâhil birçok konuda ikiye üçe dörde bölünüyoruz?

Bu bölünmelerin arkasında neler var?

Mesela; Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, Karabağlar’da ormanlık alanlardaki yangında, “Yanan alan 500 hektar olarak ifade edildi fakat yaptığımız tespitler 5 bin hektar alanın üzerinde bir alanın yanmış olduğunu gösteriyor”. Diyor.

*

Günlerdir THK, onların uçakları, yangın helikopterle söndürülürse böyle olur, uçakla söndürülürse şöyle olur tartışmaları gırla gidiyor. Bu arada ormanlar da yanmaya devam ediyor maalesef.

Aslında uçak, helikopter, arazöz ya da musluklara takılan hortum hiç biri önemli değil, önemli olanın yangının büyümeden söndürülmesi, en etkili neyle sönüyorsa onunla söndürülmesi yani.

*

Her alanda olduğu gibi yangın söndürmede de elbette teknolojiyi ve yeni sistemleri kullanmak önemli.

Bunlarda da yerli ve milli şartı aramak lazım, zira her an bu konu yetkililerce gündemde tutuluyor.

Söz böyle olsa da olaylar gösterdi ki durum maalesef hiç de öyle değil.

Geçiş garantili yol köprü, hasta garantili hastane duymuştuk ama uçma yani yangın söndürme garantili uçak kiralama yeni düştü gündemimize.

Yılmaz ÖzdilCiğerlerimiz Yandı’ başlıklı yazısında  ‘Sayın hükümetimiz üç ayrı şirketten helikopterler kiralıyor, dört bin saat uçma garantisi veriyor, uçuş saati başına 26 bin lira ödüyor.

Dört bin saat uçarsa, ne ala…

26 bin lira çarpı dört bin saat, 104 milyon lira ödüyor.

Dört bin saat uçmazsa?

Farzedelim az yangın çıktı, üç bin saat uçtu…

Garanti kapsamında gene 104 milyon lira ödüyor.

Peki ya çok yangın çıkarsa?

Farzedelim beş bin saat uçtu, hiç sorun değil, 104 milyonu ödüyor, üstüne her saat için 26 bin lira ödemeye devam ediyor.’ Diyor bu konuyla alakalı. Şaşırdım elbette.

Mesela bu helikopter şirketlerinden birisi bir mimarlık şirketiymiş ve bu şirket helikopterleri ‘Rusya’dan kiralıyor, sonra kiraladığı helikopterleri sayın hükümetimize kiralıyor, uçsa da uçmasa da garanti kapsamında parasını alıyor.’ Diyor Özdil.

*

Nerede yerli ve milli duruş?

Google arama motoruna ‘Erdoğan yerli ve milli’ yazdığınızda ‘Yaklaşık 39.000.000 sonuç bulundu’ diye bir sonuç karşınıza çıkıyor.

Yerli ve milli duruş laf değil icraat olmalı değil mi?

*

Yıllarca bu milletten ramazan aylarında fitre, zekât, Kurban bayramlarında ise kurban derisi ve sair parçaları devlet destekli toplayan Türk Hava Kurumu, bu topladıklarıyla bu millete biraz olsun hizmet verelim diye yangın söndürme uçakları almış, hangarlara çekmiş. Yangın olursa hemen koşmaya hazır.

Lakin, yok motoru yok, yok motoru bozuk, yok kanadı kırık, yok kuyruğu eksik gibi anlamsız tartışmalarla yıpratılan kurum yani yangın söndürme uçakları olan Türk Hava Kurumu THK, yanan ormanları söndürmek için kılını bile kıpırdatamıyor…

Onca uçak hangarlarda beklesin, ormanlar yansın ve onlar söndürmeye gidemesin, akla ziyan bir durum.

Üstelik uçmalarında sıkıntı yok diye raporları bile varken.

Tamam, araçtır arızalanabilir ama bu tamir edilir. Yerli ve milli kampanyaları yapılırken, adında Türk olan ülkemizin bir kurumunun bu amaçla elde tutulan araçları kullandırılmıyor?

Bu mevsimde arızalıysa yukarıdan aşağıya bu uçakları hazır etmeyenlerin ayıbı ve suçu.

Dünyada kıskanılan bir ülkeyiz deniyor ve fakat yangın söndürecek üç beş uçağı yok, olan birkaçı da arızalı. Bu akla mantığa uyar mı?

THK bu ülkenin bir kurumuysa, elinde bulunan araçlar her hâlükârda kullanılmalıdır, yerli ve milli sözü ne zaman nerede uygulanacak?

Birileri ‘bu eski uçakları kullanamayız’ demiş. O zaman kıskanılan bir ülkede eski, kullanılamaz durumda olan uçakların olması da ne demek?

Uçmayız da ne demek?

O zaman atın o uçakları da yanan ormanların içine, yangın söndürme uçağımız var bari demeyelim.

Orman yanıyor, şu kadar yangın söndürme uçağımız var ama yangın devam ederken uçaklar hangarda yatıyor. Bahane ise eski. Personel de onlarla uçmazmış.

Yanan ağaçlara, kurda kuşa, tavşana, yılana, kaplumbağaya, sincaba, karıncaya, kertenkeleye hâsılı birçok canlıya ve gelecek nesillere ne diyeceksiniz?

Vatanseverlik bu mu?

Birlik ve beraberliğe muhtaç olduğumuz şu zor günlerde bir olamıyorsak, tek vücut olamıyorsak o zaman ancak bizde olur yerli ve milli yangınlar demekten başka nasıl sitem edilir ki…?

 

TEBRİK EDİYORUM

Dikilecek fidanların olup olmayacağı ve ne kadar zamanda yanan ağaçların yerini tutacağı bilinmez ama “Kasım ayında Guinness rekorlar kitabına girme projemiz var. İzmir, Muğla, Fethiye ile beraber çeşitli bölgelerde aynı anda 3 milyon fidan dikerek Guinness rekorlar kitabına gireceğiz. 11 Kasım saat 11.00’de tüm vatandaşlarımızı Guinness rekorlar kitabına girmek üzere açıklayacağımız illerde fidan dikimine davet ediyorum.” diyen Bakan Pakdemirli’yi bu anlamda tebrik ediyorum.

 

İNANDIRICI DEĞİL

‘Orman alanları imara konu edilemez. Nokta. ‘ diyen bakana katılamıyorum, zira birçok örnek mevcut söylenenin aksine. Onun için inandırıcı değil.

 

DÜŞÜNDÜRÜCÜ DEĞİL Mİ?

Bakan Pakdemirli İzmir’de üç ayrı noktada çıkan belirterek yangınları ‘iyi niyetli’ görmediğini söylüyor.

Çok haklı. Çünkü medyada gezen şekliyle bir orman çalışanı ya da o kılıkta birisi ormanı tutuşturuyor. Bu elbet insanlık değil.

Fakat insanlar Özdil’in yazısını okuduktan sonra acaba verilen garantiyle alakalı olmasın bu yangınlar diye sormazlar mı?

Bu da düşündürücü değil mi?

 

24.08.2019

Haber – Yorum

Abdullah HOŞGÖR

 

Minval News

Haberin Doğru Yolu!