HAFAKAN GEÇİREN AŞIK

HAFAKAN GEÇİREN AŞIK

 

                                                              ‘Eğer düşmanın seni övüyorsa sende…’   

                                                                                                    Fidel Castro

 

Yar gerdanında ‘kaşıkçı elması’ gibi bir konumda olunca ülkemize herkes sahip çıkmak istiyor. Herkes onunla olmak istiyor.

Herkes ‘ya benimsin ya kimsenin değil’ kabadayılığıyla davranmaktan vazgeçmiyor böyle olunca da…

Adamlar, yani güçlü ülkeler kendi taraflarında olmasını istiyorlar ülkemizin.

Sevdiklerinden mi?

Bence hayır.

Sevmekten değil sömürme aşk u iştiyakından, isteğinden.

Çünkü sözleriyle fiilleri birbirine uymuyor. Bu dinimizde alamet-i nifak olarak kabul edilir.

Patriot ver dersin vermez, F-35 ver parasını bile verdim, hem de ortak yapıyoruz bunu dersin kim duyar? Sanki muhatap duvar.

S-400 alıyorum deyince de ‘Yoo alamazsın!’ Akıllı ol!

Dostum, hayranım ben ona diyor, ne dostluğu, düşmanın yapmadığı şeyleri yapıyor saçma sapan mektuplar yazıyor bu sefer, nezaketten, uluslararası iletişim çerçevesinden uzak…

Tehditler savuruyor bir taraftan da neymiş mesela perişan edermiş, ekonomimizi bitirirmiş…

PKK-YPG terör örgütü değilmiş Mazlum Kobani de terörist değilmiş muhatap devlet reisi ve örgüt de tanınmış bir devletmiş gibi muhatap yerine konuyor, hem bizim Reis i cumhur ile hem de o eşkıya ekip ve başıyla görüşürlermiş. Bu nasıl müttefiklik!

Gerçi bunlar olurken bizden de yüz verilmiyor değil.

Yani, neymiş efendim içerde daralmış, bunalmış da içeriyi rahatlatmak için böyle saçmalıklar yapıyormuşmuş…

Bu tür düşman övücülüğü, barış süreci denen zaman diliminde Öcalan ile ilgili olarak da duymuştuk maalesef.

Anlamak mı?

Elbette zor…

ABD’ye gidip geliyor yöneticiler, zihinlerde farklı bir ajanda yoksa, arayı bulalım diyerek, bu sefer diğer ‘hayran/aşık’ hafakan geçiriyor bizi unutma der gibi ve hemen düşmanlarla poz veriyor.

Suriye’de Fırat Nehri üzerindeki Tişrin Barajı’nda ABD’nin boşalttığı üsse yerleşiyor, devir teslimin Rus bayrağı ve terör örgütü YPG/PKK flamasıyla yapılarak ‘sana söylüyorum kızım sen anla gelinim’ tabiriyle dünyaya duyurup ülkemizi uyarıyor.

Bunlar hangi kitapta yazar?

Onlara gidiyorsun bu sefer diğeri zıplıyor.

*

Biliyorum ki biliyorsunuz bu masalı ve verdiği dersi. Yine de ben ders kısmını değil de olay kısmını bir kere daha hatırlatıvereyim dedim ders kısmını sizler ister üzerinize alın isterseniz başkalarına atın. 

Bilindiği gibi pek kurnazdır tilki cenaplarını. Kendi söylemese de ‘petrol’ pardon tavuk, piliç gibi nimetleri gördüler mi, kurnazlıkları kat kat artar.

Masallarda La Fontaine amcanın anlattığı olaydan belki de haberi yoktur fakat yalancı şahitlerin anlattığına göre bu olmuş.

Nereden arakladıysa ağzında bir parça peynirle uçmuş uçmuş, o dala mı şu dala mı bu dala mı konayım derken tilki cenaplarının mahallesinde bir ağacın dalına yorgunluktan yere düşmesine ramak kala konuvermiş bay karga.

Mutluluğuna diyecek yokmuş zira bugünkü yiyeceği tamammış. Bir iki soluklandıktan sonra ağzındaki peyniri düşürmeden ağzının içinden neşeli bir de şarkı tutturmuş o güzel (!) sesiyle.

Evet evet…

Hemen fark edilmiş ormanda o güzel(!) ses.

Sanattan ve her şeyden anlayan tilki cenapları hemen sesin geldiği tarafa doğru adeta uçuvermiş.

Hemen de görmüş bay kargayı.

Başlamış iltifata, karnını da bastırıyormuş bir taraftan açlığı ve karnının gurultusu fark edilmesin diye.

Hey benim güzel kardeşim, dostum sen miydin bu güzel musikinin sahibi. Orman bu güzel ses ile şenleniyor, böyle güzel sesli bir seni tanıyor bu -Ortadoğu ay ay! (sürçü lisan)- orman ki bu güzellik kulaktan kulağa yayılıyor ben de duyunca bu harikulade sesinizi koşuverdim istifade için, ses ayrı güzel, endam ayrı güzel ey sevgili dostum, değerli komşum, demiş.

Bu iltifatlarla heyecanlanıp kendinden geçen bay karga tam ‘Bir de şu şarkımı dinle’ diyecekken ağzındaki peynir düşüvermiş.

Tek zıplamayla havada kapmış tilki cenapları…

Çalılıkların arkasında kayboluvermiş.

Bay Karga hala ‘Bir de şu şarkımı…’ diyormuş.

Sözü dinlenmeyince de ‘bari onu bırak’ diye peynirini istemiş ama nafile…

O gündür bu gündür bay karganın ‘bari onu bırak’ serzenişi ‘gaak’ diye diye algılanırmış.

*

Ruslar ‘Ayıyı dansa kaldırırsan, sen vazgeçtiğinde değil, ayı vazgeçtiğinde dans sona erer.’  atasözünü hiç duymadık, kayıtlarımızda yok deseler de, var ya da yok, cuk oturuyor şu söz ABD ve Rusya dâhil dünyayı keyiflerine göre yönetmek isteyen devletler için.

Şahsi dostluklar, devlet yönetimini de devlet kurumlarını da bağlar, dersek yanılmış oluruz iyimser bakışla da saflık olur. Devletlerarası ilişkiler yaşayarak da tecrübe ettiğimiz şekliyle ’’dostluk’ kelimesine sarılarak sahte gülüşlerle el sıkışıp poz verilerek, şahsi ya da devlet menfaatleri’ gözetilerek yapılmaktadır. Duygusallık asla bu anlamda uluslararası değildir. Bu asla atlanacak, unutulacak bir durum değil.

Medyadaki yandaş gazının, muhalif gürültüsünün etkisine kapılıp zora sokmayalım işlerimizi, ülkemizi.

Ne demiş atalarımız ‘ne ABD’nin ne Rusya’nın ipiyle kuyuya inilmez.’

Vesselam!

 

20.11.2019

Abdullah Hoşgör

 

Minval News

Haberin Doğru Yolu!