CEHENNEM NEREDEDİR?

Cehennem Nerededir?

 

C e h e n n e m i n   Y e r i (1)  bazı rivâyatla “Taht-el Arz” denilmiştir. Başka yerlerde beyan ettiğimiz gibi; Küre-i Arz, hareket-i seneviyesiyle ileride “Mecma-ı Haşir” olacak bir meydanın etrafında bir daire çiziyor. Cehennem ise, arzın o medar-ı senevîsi altındadır demektir. Görünmemeleri ve hissedilmemeleri, perdeli ve nursuz ateş olduğu içindir. (2)

Küre-i Arzın seyahat ettiği mesafe-i azîmede pek çok mahlûkat var ki, nursuz oldukları için görünmezler. Kamer, nuru çekildikçe vücudunu kaybettiği gibi, nursuz çok küreler, mahlûklar gözümüzün önünde olup göremiyoruz.

C e h e n n e m   İ k i d i r:   Biri SUĞRA, biri KÜBRA’dır. İleride suğra, kübraya inkılab edeceği ve çekirdeği hükmünde olduğu gibi, ileride ondan bir menzil olur.

 Cehennem-i Suğra (3) “yerin altında, yani merkezindedir.  Kürenin altı, merkezidir.

İlm-i Tabakat-ül Arzca malûmdur ki: Ekseriya her otuzüç metre hafriyatta, bir derece-i hararet tezayüd eder. Demek merkeze kadar “Nısf-ı Kutr-u Arz”, altıbin küsur (4) kilometre olduğundan, iki yüz bin derece-i harareti câmi’ (5) yani ikiyüz defa ateş-i dünyevîden şedid ve rivayet-i hadîs’e muvafık bir ateş bulunuyor.

Şu Cehennem-i Suğra, Cehennem-i Kübra’ya ait çok vezâifi, dünyada ve Âlem-i Berzah’ta görmüş ve Ehadîslerle işaret edilmiştir. Âlem-i Âhiret’te, Küre-i Arz nasıl ki sekenesini medar-ı senevîsindeki Meydan-ı Haşr’e döker; Öyle de içindeki Cehennem-i Suğra’yı dahi Cehennem-i Kübra’ya (emr-i İlahî ile)  teslim eder. 

Ehl-i İtizal’in bazı imamları “Cehennem, Sonradan Halk edilecektir” demeleri, [hâl-i hazırda tamamıyla inbisat etmediğinden ve sekenelerine tam münasib bir tarzda inkişaf etmediğinden], galattır ve gabavettir.

((( Hem perde-i gayb içindeki âlem-i âhirete ait menzilleri dünya gözümüzle görmek ve göstermek için, YA kâinatı küçültüp iki vilayet derecesine getirmeli veyahut gözümüzü büyütüp yıldızlar gibi gözlerimiz olmalı ki yerlerini görüp tayin edelim.(6) 

 Âhiret Âlemi’ne ait menziller, bu dünyevî gözümüzle görülmez. Fakat bazı Rivâyât’ın işaratıyla, Âhiretteki Cehennem, bu dünyamızla münasebet dardır. Yaz’ın şiddet-i hararetine (7) denilmiştir. Demek bu dünyevî küçücük ve sönük akıl gözüyle, o büyük cehennem görülmez. Fakat İsm-i Hakîm’in nuruyla bakabiliriz. Şöyle ki:

Arzın medar-ı senevîsi altında bulunan Cehennem-i Kübra, yerin merkezindeki Cehennem-i Suğra’yı güya tevkil ederek bazı vezaifini gördürmüş. Kadîr-i Zülcelal’in mülkü pek çok geniştir. Hikmet-i İlahiye nereyi göstermiş ise Cehennem-i Kübra oraya yerleşir. )))

Evet, bir Kadîr-i Zülcelal ve emr-i ‘Kün fe yekûn’a (8) mâlik bir Hakîm-i Zülkemal,

{{*Gözümüzün önünde kemal-i hikmet ve intizam ile Kamer’i Arz’a bağlamış;

*Azamet-i kudret ve intizam ile Arz’ı Güneş’e rabtetmiş

 *Ve Güneş’i seyyaratıyla beraber Arz’ın sür’at-i seneviyesine yakın bir sür’at ile ve haşmet-i Rububiyetiyle, [bir ihtimale göre Şems-üş-Şümus tarafına] bir hareket vermiş 

*Ve donanma elektrik lâmbaları gibi yıldızları, saltanat-ı Rububiyetine nuranî şahidler yapmış; Onunla “saltanat-ı Rububiyetini ve azamet-i kudretini” göstermiş}} bir Zât-ı Zülcelal’in (Kemal-i hikmetinden ve azamet-i kudretinden ve Saltanat-ı Rububiyetinden) uzak değildir ki, Cehennem-i Kübra’yı elektrik lâmbalarının fabrikasının kazanı hükmüne getirip âhirete bakan semanın yıldızlarını onunla iş’al etsin; hararet ve kuvvet versin.  YANİ,

+ Âlem-i Nur olan Cennet’ten “Yıldızlara Nur” verip, Cehennem den “Nar ve Hararet” göndersin.

+ Aynı halde o Cehennem’in bir kısmını ehl-i azaba mesken ve mahbes yapsın. 

Hem bir Fâtır-ı Hakîm ki; dağ gibi koca bir ağacı, tırnak gibi bir çekirdekte saklar. Elbette O Zât-ı Zülcelal’in kudret ve hikmetinden uzak değildir ki; (Küre-i Arz’ın kalbindeki Cehennem-i Suğra çekirdeğinde Cehennem-i Kübra’yı saklasın.)

 Elhasıl: CENNET VE CEHENNEM, Şecere-i Hilkatten ebed tarafına uzanıp eğilerek giden bir dalın iki meyvesidir. Meyvenin yeri ise, dalın müntehasındadır.

 *Hem Şu Silsile-i Kâinatın İki Neticesidir. Neticelerin mahalleri, silsilenin iki tarafındadır. Süflîsi, sakili aşağı tarafında;  nuranîsi, ulvîsi yukarı tarafındadır.

 *Hem şu seyl-i şuunatın ve mahsulât-ı maneviye-i arziyenin iki mahzenidir.(9) Mahzenin mekânı ise, mahsulâtın nev’ine göre, fenası altında, iyisi üstündedir..  

 *Hem ebede karşı cereyan eden ve dalgalanan mevcudat-ı seyyalenin iki havzıdır. Havzın yeri ise, seylin durduğu ve tecemmu’ ettiği yerdedir. Yani “habîsatı ve müzahrefatı esfelde, tayyibatı ve safiyatı a’lâdadır.”

*Hem Lütuf Ve Kahrın, Rahmet Ve Azametin İki Tecelligâhıdır. Tecelligâh’ın yeri ise, heryerde olabilir. Rahmân-ı Zülcemâl ve Kahhâr-ı Zülcelâl nerede isterse tecelligâhını açar.  [1. Mektub, 3.Süal: 8–10]  ( 1. Mektub, 3. Süal : 8 – 10 ) + Muhâkemat, (5. Mes’ele) / Envar : 62, CD : 70-71 ]

 

DİP NOT

      1- Allah’dan başka gaybı  hiç kimse bilmez, bilemez.

      2- Cehennem ateşi bin yıl yakıldı. Öyle ki kıpkırmızı oldu. Sonra bin yıl daha yakıldı, öyle ki beyazlaştı. Sonra bin yıl daha yakıldı. Şimdi o siyah ve karanlıktır. [Kütüb-i Sitte:14/246;(5115)]

      3- M e ‘ h a z l e r :  Müstedrek-ül Hakîm 4/568, 569 ve 594; El-Faslu Ve-l Milel – İbn-i Hazem 2/130; Ed-Dürr-ül Mensur 4/57; Keşf-ül Hafâ 1/281; Ed-Dürer-ül Müntesire – Suyutî ve Müsned-i Ahmed’den nakil; Müsned-ül Firdevs 2/114; Kenz-ül Ummal hadîs no: 39773; El-Bidaye Ven-Nihaye – İbn-i Kesir 2/172; Râmuz-ül Ehadîs sayfa: 272; Ez-Zühd – İbn-ül Mübarek 2/118 hadîs no:398; Şuab-ül İman-Beyhakî 2/244.

Zabıt şekli: Müsned-i Ahmed’deki hadîs Meâli: “Cehennem yedinci yerin altındadır.” Veyahut: “Cennet göklerde, Cehennem ise yerin içindedir.” [Kudsi Kaynaklar, Cehennem madd. 173]

      4- Altıbin altıyüz (6600) km.

      5- M e ‘ h a z l e r :  (Not: Hadîslerin ifadelerinde umumiyetle “Mutlak Cehennem ateşi dünya ateşinden yetmiş derece daha şiddetlidir” diye beyanlar var. Bediüzzaman Hz.leri hadîste “Cehennem ateşi ikiyüz derece daha şiddetlidir” diye bir-iki yerde söylüyorsa da, Mektubat’ta “Rivayet-i hadîsiyeye muvafık” tabirini kullanıyor. Bu ise, iki mâna ile hükmen doğrudur. Çünki H. şerif’te, “Cehennem ateşi, dünya ateşinden yetmiş derece daha şiddetlidir” diyor. Dünya ateşinin en son derecesi ikibin veya üçbin derece olduğuna göre, bunun yetmiş defa şiddetlisi nazara alınırsa, ikiyüzbini bulur, belki de geçer.

Sâniyen: Arabça’da yedi, yetmiş, yediyüz gibi tabirler, ekseriya çokluğu ifade etmek içindirler. Nitekim Allâme Abdurrauf El-Menavî, Feyz-ül Kadir 6/281’de: “Bir çok hadîslerdeki bu mâna sadece kesreti ifade içindir, mutlak bir adedî rakam vermek kaziyesi değildir” diyor.

Hadîslerden bazı me’hazler: Sahih-i Müslim hadîs no: 2843; Tirmizî kitab: 37, bab: 7; İbn-i Mace kitab: 77, bab: 38; Muvatta’ kitab: 57 hadîs no: 201, 2/994; Sahih-i Buharî 6/238; Müsned-i Ahmed 2/224, 3/3, 379, 467 ve 478; Şuab-ül İman – Beyhakî 1/418; Şerh-üs Sünne 15/239; Cem’-ül Fevaid 2/762; Tefsir-i İbn-i Kesir 2/326; Müsned-i Firdevs 4/290, hadîs no: 6856; Müstedrek-ül Hâkim 4/599. [Kudsi Kaynaklar Cehennem maddesi:175]

     6-  Gerçek ilim ve bilgi Allah (cc) katındadır.  Her şeyin doğrusunu O bilir.

     7- “Cehennem sıcaklığından.”  [Keşf’ül-hafâ:29, Buhârî : 1 / 142, 162]

     8- “Ol” der. Oluverir.  [ Yâsin : 82 ]

     9- Cennet ve Cehennem: Amel ve faaliyet sellerinin.. dünyanın manevi hasılatlarının biriktirildiği iki  mahzen’dir.  

 

Minval News

Haberin Doğru Yolu!