BATAKLIĞA ÇEKMEK CAİZ Mİ?

BATAKLIĞA ÇEKMEK CAİZ Mİ?

 

Çok tartışıldı, şöyleydi böyleydi dendi, fakat yine tartışmaların merkezinde buldu kendisini verdiği fetva ile diyanet.

Türkiye’de fetva makamı olarak diyanet yetkili kurum. Ancak fetvaların toplumu rahatsız eden şekilde verilmesi, belki haklı olarak, fetvanın siyasal bir niteliği mi var diye akıllara getiriyor.

Edille-i şer’iye bellidir. Fetva bu çerçevelerde verilir uzmanlarınca.

İslami fetvalar zaruretler dâhil, Edille-i şer’iyeye yani şer’i delillere uyar.

Soru şu.

Toplu Konut İdaresi (TOKİ) tarafından uygulanan Sosyal Konut Projesinin dini hükmü nedir? (1)

İslam’da faiz, kesin olarak haram kılınmıştır. Bir zaruret bulunmadıkça faiz almak da vermek de caiz değildir. İş kurmak veya genişletmek; ev, araba satın almak üzere kişi, kuruluş veya bankalardan alınan faizli krediler de bu kapsamdadır ve caiz değildir.

TOKİ aracılığıyla devreye alınan son uygulama ise devletin, alt veya orta gelirli vatandaşlarına yönelik olarak ürettiği bir sosyal konut projesidir. Bu projede, peşinat haricindeki tutar, kamu bankaları vasıtasıyla kredilendirilmekte olup devletin söz konusu borçlandırmadaki amacı, faiz geliri elde etmek değil, aksine ödeme güçlüğü içindeki vatandaşlarının ev sahibi olmalarına yardımcı olmaktır.

Bu itibarla, devlet TOKİ’nin bu uygulamasında başka bir yolla konut alma imkânı tanımadığından, belirtilen niyet ve amaçlar doğrultusunda söz konusu projeden yararlanmak caizdir.

Bir zaruret bulunmadıkça faiz almak da vermek de caiz değildir. İş kurmak veya genişletmek; ev, araba satın almak üzere kişi, kuruluş veya bankalardan alınan faizli krediler de bu kapsamdadır ve caiz değildir.

Türkiye Diyanet Vakfı’nın yayını İslam Ansiklopedisi zaruret bahsinde şöyle diyor.

Zaruret halinin oluşmasında bu hali yaşayan bireyin algı ve ruh durumunu ölçü almanın yeterli olmayacağını belirten fakihler objektif bir ölçü getirme düşüncesiyle zaruret halinin oluşması için bazı şartlardan söz etmişlerdir.

Dikkatle tahlil edildiğinde bu çerçevede söz konusu edilen şartların tek bir maddede toplandığı görülür. O da, haram işlenmeyip temel hükümlerde ısrar edilmesi halinde telâfisi mümkün olmayacak şekilde ağır bir zararın ortaya çıkacağının kesinlik kazanmış olmasıdır. İman ve tasdik yönüyle kalbinde herhangi bir tereddüt bulunmamakla beraber karşı konulmaz tehdit yüzünden sırf diliyle küfrü gerektirecek bir söz söylemenin, yine ikrah veya açlık dolayısıyla içki içmenin, meyte veya domuz eti yemenin, hastalıktan ötürü ihram yasaklarına riayet etmemenin câiz olması böyledir.

Zira hayat hakkı her türlü hakkın başında gelir ve diğer bütün hakların varlığı ve devamı hayatta kalmaya bağlıdır. Kesinlik hususunda edinilmiş tecrübelerden hareketle galip zan oluşması yeterlidir. Fakat salt vehme dayalı tehlike algısının kesinliğinden söz etmek mümkün değildir ve bundan hareketle haramlar ihlâl edilemez.

Aynı şekilde fiilî bir tehlike durumu söz konusu olmakla birlikte birtakım tedbirlerle bundan kurtulma imkânının bulunduğu durumlarda da kesinlik kazanmış bir zaruretten bahsedilemez. Eğer zaruret hali cebir ve tehdide mâruz kalmaktan kaynaklanıyorsa, kesinlik şartı için tehdidin öldürme veya sakat bırakmaya kadar varması ve zorlayanın tehdit ettiği şeyi yapacağı hususunda galip zan meydana gelmesi şarttır.

Meşrû bir çarenin olduğu durumlarda da kesinlik kazanmış bir zaruretten söz edilemez.

Dolayısıyla boğazda düğümlenen bir maddeyi aşağıya indirmek için su, süt gibi sıvıların bulunması içki içmeye, tedavi için haram unsur içermeyen ilâçların bulunması haramla tedaviye engeldir.

Bu bağlamda ‘devlet TOKİ’nin uygulamasında başka bir yolla konut alma imkânı tanımadığından, belirtilen niyet ve amaçlar doğrultusunda söz konusu projeden yararlanmak caizdir.’ Fetvası hangi kaideye uyar.

Krediyle ev alan insan için hayati bir önemi var mıdır ev almanın?

Ya da ölüm kalım meselesi mi ev almak?

Meşru bir çarenin olduğu durumlarda da kesinlik kazanmış bir zaruretten söz edilemez. Dolayısıyla boğazda düğümlenen bir maddeyi aşağıya indirmek için su, süt gibi sıvıların bulunması içki içmeye, tedavi için haram unsur içermeyen ilâçların bulunması haramla tedaviye engeldir. (2)

Kiralık ev imkânı varsa kredi çekip faiz vebalini yüklenmek, ya da faizli krediye teşvik adına fetva vermek hangi dini kurala ya da mezhep görüşüne göredir?

Banka bankadır, devleti özeli olmaz.

Devlet iyilik yapacaksa faizi kaldırır, ya da vatandaşa faizli kredi yerine faizsiz kredi verir yarasına merhem olur.

Hatta ‘bazı’ batık şirketleri koruyup kurtarmak yerine ya da onların borçlarını silmek yerine fakirlere konut verir, borç verir.

Bu daha sosyal ve daha sosyal devletçi bir yol olmaz mı?

Faiz kısmını geçsek ekonomik baksak, devlet bankasının özel bankalara karşı korunması eşitlik ilkesine aykırı olmaz mı? Haksız rekabet olmaz mı?

Vatandaşa devlet bankasından faizli kredi alınır diyerek kredi aldırmak, hiç niyeti olmayan ve aa haram değilmiş diyerek faize, bankaya bulaşan vatandaş kaç yılını ipotek altına alacak?

Bu ipotek ekonomiye işsizliğe nasıl katkı sağlayacak?

Borçlu vatandaş bankalar veya iktidarlar karşısında boynu bükük vatandaş mı olmuş olacak?

Sessiz bir hayata mı itilmiş olacak?

Ya da bu fetva, siyasetin halkın muttali olmadığı bir kısım işlerine örtü mahiyetinde ortaya sürülmüş bir hamle, bir sakız mıdır?

Faizin haramlığını bu teviller kaldırmaz, faiz yine faizdir ve yine haramdır.

Helal yollar insanların ihtiyaçlarını karşılamaya yeter, haram bataklığına çekmek merhametsizlik olur.

*

Merhum Akif’ten özür dileyerek:

Faiz öyle bir bataktır ki, düşersen boğulursun

Kanaatine, helale sarıl sımsıkı, bak ne olursun!

 

19.01.2020

Hayrullah GÜNEŞ

 

 

 

Minval News

Haberin Doğru Yolu!