EN AZINDAN TELEFONLA ARA…

EN AZINDAN TELEFONLA ULAŞIP…

Aylardır dünyayı kasıp kavuruyor her şeyin mutasarrıfının yarattığı ve gözle bile görünmeyen görevli bir mahlûku.

Ülkemizde de kimine göre erken tedbirler alınıp bu yaratığın yayılması engellenip tedbirle karşılanmış, kimine göre de tedbirsiz yakalanılmış bu mahlûka…

İkisinin de haklı olduğu yerler vardır fakat gerçek şu ki bu varlık er ya da geç, tedbirli ya da tedbirsiz yakalanılmış olsa da ülkemizde de yoğun şekilde vazifeye başladı.

Öyle ki şuan için onu durduracak tıbbi bir müdahale şekli de yok, kesinlikle bu şununla son bulur denecek bir çare de henüz bulunmuş değil…

Bu konuda da her kafadan farklı sesler, uzman olandan olmayandan, yandaşından muhalifinden, her b*ktan anlayan sakıllılardan vs…

Kimisi ot tavsiye eder kimisi dua ve salat u selam kimisi istirahat, kimisi ıvır zıvır…

Hepsi yerinde ve zamanında yapılırsa doğru…

Yavaşlatıp ilerlemeyi durdurma, deneme yanılmalarla iyileşmeleri yakalayabilme, henüz yapılabilen bu…

Ve en çok tavsiye edilen çözüm ise sokağa çıkma, evde kal

Çin’de evde zorunlu kalsınlar diye kapılar kaynak yapılarak kapatılmış insanlar evlerinde zorunlu ikamet ettirilmişti.

Bizde şimdilik öyle bir zorlama yok ama tavsiyeler iddialı ve fakat virüs de bir o kadar yayılıyor.

*

Dünya farklı bir evrilme yaşıyor küçücük, gözle görülmeyen yaratık covit-19 ile.

Herkesi temizliğe zorluyor…

Birbirinden uzak durmaya itiyor…

Bir araya gelmemeye zorluyor…

Evlere girip ondan, onun bulaşmasından uzak durulmaya çalışılıyor…

*

Denirdi ki ahirette ebeveyn çocuğundan, evlat ebeveyninden kaçıp birbirine görünmemeye çalışacak, ya da kimse kimseyi görmeyecek, görmek istemeyecek diye, işte provası, bugün yaşananlar…

*

Hep tekerrür ediyor tarih…

Rusya komünist devrimini inşa ederken, halkı birbirine casus olarak kullanmış, aleyhte kim varsa evlat ebeveyni, ebeveyn evladını, karı kocayı, koca karısını, eş dost birbirlerini, komşu komşuyu akraba akrabayı herkes birbirine şüpheli gözle bakıyor, sevmediğini, ya da olsun olmasın sisteme muhalif gördüğünü gammazlıyordu, şimdi de onun tekrarı gibi…

Neredeyse burnu akan, öksüren, hapşıran kimse koronalı diye şikâyet ediliyor adeta…

Daha dün ülkemizde yaşanmadı mı…?

Geçmişte olan bütün hain darbe girişimlerinden sonra evlat ebeveyni, ebeveyn evladını, karı kocayı, koca karısını, eş dost birbirlerini, komşu komşuyu akraba akrabayı herkes birbirine şüpheli gözle bakıyor, sevmediğini, ya da darbeci olsun olmasın insanlar birbirlerini şikâyet etmediler mi?

Bu şikâyetlerle devletin kolluk güçlerini mahkemelerini meşgul etmediler mi?

Gıybet ederek iftira ederek mazlumlar zan altında bırakılarak onlara zulmedilmedi mi?

Bu zulümler insanları birbirinden ayırmadı mı?

Anneyi babayı evlatla, evladı anne babayla birbirinden ayırmadı mı?

Bebeleri ana babasından ayırmadı mı?

İnsanları ailelerinden ayırmadı mı?

İşlerinden ayırmadı mı?

Rızık temini konusunda sıkıntıya düşürmedi mi?

Tedavi konusunda sıkıntılar yaşamadı mı?

Hakkını arama, hakkını alma konusunda sıkıntılara maruz kalmadı mı?

Selam veren insanların selamı, düşünce tahlili yaparak, alındı ya da alınmayarak yüz çevrilmedi mi?

Kişiler tanıdıklarını görünce yol değiştirmedi mi?

İnsanlar birbirlerine görünmeden gölge gibi yaşamaya başlamadı mı?

Birisi beni görür de bu da  … der, şikayet eder diye çoklar evine çekilmedi mi?

Psikolojik rahatsızlıkların arttığı bir dönem olmadı mı?

Evet, o günlerde bunlar hep yaşandı, fazlasıyla yaşandı…

*

Şimdi bugün yaşanan onların bir tekrarı gibi değil mi?

Evlat ebeveynden, ebeveyn evladından, karı kocadan, koca karısından, eş dost birbirlerinden, komşu komşudan, akraba akrabasından, herkes birbirinden uzak durup birbirine şüpheli gözle bakmıyor mu? Bunda virüs olabilir ya da virüs ondan bana geçer endişesiyle tedbirden ziyade paranoya yaşamıyor mu?

İnsanların psikolojisi bu kargaşa ve bilgi kirliliğinde bozulmuyor mu?

Ölümler, virüsün yayılma hızı insanları tedirgin etmiyor mu?

Morallerini, psikolojilerini bozmuyor mu?

Eve kapanık yaşama zorunda kalmak, geçmişte yaşananları telafi eder mi?

Etmez…

Ama belki o yaşananları kısmen anlamış oluruz…

Ama belki bir iç muhasebe yapma imkânına kavuşmuş oluruz…

Ama belki tövbe istiğfar imkânına kavuşmuş oluruz…

Kavuşmuş oluruz da başımızdaki musibeti, musibeti gönderen geri alır…

*

Bilirsiniz mağaradaki üç arkadaşın hikâyesini…

Hz. Peygamber ( s.a.s ) efendimiz sahabe arkadaşları ile beraber oturmuş, onlarla sohbet ediyordu.
Bir ara sözü mağaradaki üç arkadaş hikâyesine getirerek sahabelerine o kıssayı anlatır.

Üç arkadaş beraber yolculuğa çıkar.

Gece olunca, dinlenmek ve uyumak üzere bir mağaraya sığınırlar. Onlar mağaraya girdikten sonra dağdan kopan büyük bir kaya parçası gelip mağaranın kapısını kapatır.

Kendi kendilerine:

Sesimizi duyacak kimse de yoktur. Çaresiz ölümü bekleyeceğiz, derler.

İçlerinden biri:

– Gelin buraya, Allah için yaptığımız iyilikleri anarak dua edelim, bizi ancak Allah kurtarabilir, der.

Bunun üzerine onlardan biri:

Allah’ım benim çok ihtiyar bir annem ve babam vardı. Onlara iyi muamele ettim. Onları doyurmadan ne hayvanlarıma ne de çocuklarıma hiçbir şey yedirmezdim. Günün birinde odun toplamak üzere uzaklara gitmiş, eve geç dönmüştüm. Döndüğümde onlar uyumuşlardı. Akşam yemeklerini hazırladım. Fakat uyudukları için onları uyandırmak istemedim. Elimde çanak olduğu halde onların uyanmalarını bekledim. Nihayet sabah oldu. Çocuklarım açlıktan ağlaşıyorlardı. Buna rağmen annem babam uyanıncaya kadar çocuklarıma da bir şey vermeyi hoş görmedim. Bu arada annem babam uyandılar. Onlara akşamdan hazırladığım yemekleri yedirdim.

Allah’ım eğer bunu sadece senin rızanı kazanmak için yapmışsam bizi bu mağaradan kurtar, der.

Bu dua üzerine taş biraz açılır. Fakat açılan yerden çıkmak mümkün olmaz.

İkincisi de şöyle der:

– Ey Allah’ım, amcamın bir kızı vardı. Onu çok seviyordum. Onunla evlenmek istedim. Fakat teklifimi kabul etmedi. Birkaç sene sonra müthiş bir kıtlık oldu. Amcamın kızı bana gelerek, yardımda bulunmamı istedi. Servetim sınırsızdı. Kendisini bana teslim etmek şartıyla yardım edebileceğimi söyledim. Kız kabul etti. Ben ona bolca altın verdikten sonra tam kötü işi yapmak üzereyken, kız bana: Allah’tan kork. Haksız olarak benim mührümü bozma, dedi. Bunun üzerine çok sevdiğim o kızdan uzaklaştım. Kendisine kötülük yapmadığım gibi verdiğim altınları kendisine bağışladım.

Allah’ım eğer bunu senin rızan için yapmışsam bizi bu beladan kurtar, der.

Bunun üzerine taş bir miktar daha açılır. Fakat yine de çıkılacak gibi değildir.

Üçüncü arkadaş da söyle der:

-Bir ara ücretli işçi çalıştırıyordum. Hepsinin ücretlerini eksiksiz ödedim. Sadece birisi ücretini almadan ortadan kayboldu, gitti. Onun bende kalan ücretiyle bir inek ve bir koyun aldım. Derken inek ve koyunları çoğaldı, bir sürü oldu.

Uzun bir aradan sonra o işçi bana gelerek:

– Ücretimi isterim, dedi. Ben de:

– Şu gördüğün sürünün tamamı senindir. Al götür, dedim. Adam hayret ederek:

– Ey Allah’ın kulu benimle alay etme, dedi. Ben de:

– Alay etmiyorum, gerçeği söylüyorum, dedim.

Bunun üzerine adam sürüsünü alıp götürdü.

Ya Rabbi, eğer bunu senin rızanı kazanmak için yapmışsam, bizleri bu beladan kurtar, diye dua eder.

Bunun üzerine taş mağaranın ağzından tamamen çekilir. Onlar da çıkıp giderler.

*

Bizler de şapkamızı önümüze koyup, başımızı ellerimizin arasına alıp zorunlu olarak #EvdeKalTR uyarılarına, yetkili ve uzman kişilerin uyarılarına uyup belki de cebren evde kalıp dışarıya çıkamadığımızda en azından tıbben, hıfzıssıhha yönünden virüsten korumanın yanında, bilerek ya da bilmeyerek işlediğimiz günahlar ve yaptığımız zulümlere tövbe istiğfar edip, Allah rızası deyip yaptığımız iyilikleri, öne çıkararak bu musibetlerin başımızdan gitmesi için dua edip cebren evde tutulmayı gelecek ve öteler adına fırsata çevirmeli değil miyiz?

Haa, bir de en azından zulmedip hakkına girdiğimiz eş dost tanıdık kim varsa, hayatta olanlara telefonla bile olsa ulaşıp helallik almalı.

Kabul ederlerse…

*

 

Pir Sözü

Senin iyiliğini isteyen kimse, yolunda şöyle bir diken var diyendir. Yolunu kaybedene iyi gidiyorsun demek şiddetli bir zulümdür.  Sadi

30.03.2020

Hayrullah GÜNEŞ

 

Minval News

Haberin Doğru Yolu!