O ÇETİN GÜN GELMEDEN…

O ÇETİN GÜN GELMEDEN…

Kendisine vahiy indiği (Nisâ 163), doğru yola sevk edilenlerden, âlemlere üstün kılınanlardan (En’âm 86), sâlihlerden (Kalem 50) ve peygamberlerden olduğu bildirilir Kitab-ı Mukaddeste.

Ve; Allah’ın elçilerinden biri olan Yunus (Sâffât 139), kavmi kendisine inanmayınca öfkeyle onlardan (Ninova halkı) uzaklaşmış (Enbiyâ 87), yüklü bir gemiye binmiş (Sâffât 140), (Denizde büyük bir fırtına çıkınca gemideki ağırlıklar denize atılmış, bu felâketin kimin yüzünden başlarına geldiğini anlamak için gemi yolcuları arasında kura çekilmiş) çekilen kura neticesinde kaybedenlerden olmuş (gemiden atılmış) ve kendisini bir balık yutmuştur (Sâffât 141-142) denmekte.

Yunus (AS)  denize atılınca fırtına dinmiş, Rabbinin emriyle onu büyük bir balık yutmuş, orada “Senden başka ilâh yoktur, şüphesiz ben zalimlerden oldum.” demiş (Enbiyâ 87-88, Sâffât 143-144) ardından duası kabul edilerek, Allah’ın rahmetiyle (Kalem 49) güçsüz bir halde balığın karnından çıkarılmış, kendisine gölge yapması için yanında kabak cinsinden geniş yapraklı yaktîn bitkisi yaratılmış (Sâffât 145-146, Kalem 49-50) daha sonra 100.000 veya daha fazla insana peygamber olarak gönderilmiştir. (Sâffât 147)

*

Yunus (AS) kavmini terk etmezden evvel azabın geleceğini, bunun alâmeti olarak da renklerinin değişeceğini söyleyerek onları terk eder. Kavmi, üzerlerine azap bulutlarının geldiğini fark ederek tövbe edip iman ederler.

O zaman tövbeleri kabul edilip azap kaldırılır. (Yunus 98, Sâffât 148)

Yunus (AS)’ın kavmi iman etmiş, başlarına geleceği bildirilen azaptan kurtulmuş, bir süre daha nimetlerden faydalanarak yaşatılmıştır. (Yunus 98, Sâffât 148)

*

Yunus Aleyhisselâm denize atılınca büyük bir balık onu yutmuş, deniz fırtınalı ve gece korkutucu, karanlık ve her taraftan ümit kesik bir vaziyetteyken, “Senden başka ilâh yoktur. Seni her türlü noksandan tenzih ederim. Gerçekten ben kendine zulmedenlerden oldum.’’ (Enbiyâ Sûresi 87) şeklindeki duası, ona hızlı bir kurtuluş aracı olur.

Durum şudur.

Sebepler tamamen bitmiş. Çünkü o halde onu kurtaracak öyle bir Zat lâzım ki, sözü hem balığa, hem denize, hem geceye, hem gökyüzüne, hava olaylarına geçebilsin.

Çünkü gece, deniz ve balık onun aleyhinde ittifak etmişler. Ama ancak bu üçüne birden söz geçirebilen, emrine hizmetçi edebilen bir Zat onu emniyetli bir sahile çıkarabilir.

Eğer bütün insanlar onun hizmetinde ve yardımında olsa, yine de ona bir faydası beş paralık bir yardımları olamazdı.

Demek ki sebeplerin yapabileceği bir şey yok.

Sebepleri dahi yaratandan başka bir sığınacak yer olamadığını yaşayıp gördüğünden, her varlığı yaratan ve onda her türlü tasarrufu yapanın Allah olduğunu iman nuruyla gördüğünden, bu yakarış bu dua birden bire ona geceyi, denizi ve balığı hizmetçi etmiş, onu bir dost haline getirmiştir.

*

İnsanlar hayat akışında illa bir yerlerde yolları çakışmış, isteyerek, istemeyerek ya da farkında olmadan birilerinin hakkını yemiş, gasp etmiş, birilerinin gıybetini etmiş, birilerinin yollarını kesmiş, birilerine zulmetmiş, çoluk çocuğunun ailesinin hakkına hukukuna tecavüz etmiş, hakkının kendisine ulaşmasına engel olunmuş olamaz mı?

Olur…

Biz şimdi nelerden şikâyetçiyiz?

Haksızlıktan, işsizlikten, ekonomik sıkıntılardan, üretimin sanayinin durduğundan, haklarının kendisine ulaşmamasından, sevgisizlikten, toplumun psikolojisinin bozulduğundan, çokların sözünde durmadığından, maddi manevi krizlerden, dinin siyasete alet edilmesinden, siyasetin hizmet değil makam mansıp temini adına kullanılır olmasından, iktidardan, muhalefetten, hukuk sisteminden, eğitim sisteminden, sosyal hayattan, yasaklardan ve son zamanlarda virüs salgınındaki çaresizlikten vs vs şikâyetçi olduğumuz birçok konu var.

Bunlardan şikâyetçiyiz ve çözüm yolu aranmakta…

Bütün sıkıntılardan kurtulmak için, başımıza gelen salgın hastalıklardan kurtulmak için, üstümüzde karabasan olan, kara bulut olup üzerimize çöken bu musibetlerden kurtulmak için biz de tövbe istiğfar edelim, helalleşelim…

Zira bunların hepsi bizim hem dünyamızı hem de ahiretimizi etkiliyor, belki mahvediyor…

Dünyamızı ahiretimizi kaybetmemize sebep olan bizden kaynaklı ya da bizim dışımızda gelişen musibetler var bunların içinde…

Ya tek tek ya da topluca…

*

Her ne kadar olaylar dün, bugün dünya üzerinde gelişse de öteler adına bunların bir izdüşümü vardır.

Peygamberlerin hayatında, onların izinden ayrılmayan sadık ümmetlerde tövbe istiğfarla, helalleşmelerle birçok kapalı kapı açılmışsa, şimdi neden olmasın?

Usulüne uygun tıklanırsa olur…

1- Yunus (AS)’ın kavmi tövbe istiğfar edip iman ederek Allah’ın azabından, gazabından kurtuluyorlar. (Sâffât Suresi 148)

2- Yunus (AS) “Senden başka ilâh yoktur. Seni her türlü noksandan tenzih ederim. Gerçekten ben kendine zulmedenlerden oldum.’’ (Enbiyâ Sûresi 87. Ayet) şeklindeki duası ile pişmanlığını dile getirerek yalvarıp yakarması tövbe istiğfarı sonucunda sahile, selamete çıkarılmış, içinde bulunduğu halden kurtarılmıştır. (Saffât Sûresi 145)

3-Şimdi bize düşen de başımızdaki musibetlerden kurtulmak adına, tövbe etmek ve haklarına musallat olduğumuz insanlar başta olmak üzere canlı cansız ne varsa onlardan helallik almak…

Evvela; yapılan ve olan her ne ise, ondan vazgeçmiş ve gerçekten pişman olmuş olmak lazım gelir.

Yunus (AS) gibi, sözü hem balığa, hem denize, hem geceye, hem gökyüzüne hem de hava olaylarına geçene sığındığı gibi bizim de şikâyetçi olduğumuz konulara, onları ortaya çıkaran sebeplere, cümle nefislere sözü geçene, Allah’a sığınıp tövbe istiğfarla içinde bulunduğumuz halden sahili selamete çıkarması için yalvarmalı, insanlarla da helallaşmalıyız.

Mezkûr vakalar kul ile kul arasındaki bir hadise değil, Allah ile kullar arasında olan hadisattır.

Bizim şikâyetçi olduğumuz konular ise kul ile kul arasındadır.

Tabi o haklarına musallat olduğumuz ve dünyalarını kararttığımız masum, mazlum insanlar haklarını helal ederse…

Kullar haklarını helal etmezse dava mahkeme-i kübraya kalır…

İşi oraya bırakmadan, musibetlerin def’i için ve henüz vakit varken burada halletmeli…

İnananlar için çetin bir hesap günü vardır.

Hayrullah GÜNEŞ

Minval News

Haberin Doğru Yolu!