YENİ BİR GÖNÜL SEFERBERLİĞİ

YENİ BİR GÖNÜL SEFERBERLİĞİ

Covit-19 dönüm noktası olunca salgından sonraki her şey, yeni sistem, yeni hayat, yeni düzen,  yeni… diye anılmakta.

Buna şimdi de yeni gönül seferberliği eklendi.

*

Zorlu zaman dilimini yaşıyor ülkemiz ve dünya ülkeleri.

Ülkemiz ise çok farklı. Kendi içinde problemler üreterek, düşmanlar, düşmanlıklar dizayn ederek, birbirimizle didişmeyi ya çok seviyoruz ya da normal değiliz.

Herkesin malumu keskin diliyle, yer yer konuşmalarıyla kutuplaştırmaktan çekinmeyen, siyaseti diliyle, tavırlarıyla şekillendirip yönlendiren Erdoğan bile bu olanlardan sanırım rahatsız.

Ekonomik sıkıntılarla, işsizlikle, yoklukla, yaşam mücadelesiyle yani kendi problemleriyle uğraşan vatandaşın aklı fikri çeşitli mihraklarca bulandırılıyor, zihni, fikri bir şeylere ikna edilerek ne yapılmak isteniyor?

Kasıt ne acaba?

Bu provokatörlerin düğmesine kim bastı, kim basıyor?

*

Yayın kuruluşunun, Sevda Noyan’ın, maksadını aşan açıklamalar diyerek kurumsal değerlerimiz ve yayın ilkelerimizle hiç bir şekilde uyuşmamakta dediği ve tasvip etmediği bu nedenle kamuoyundan özür dileriz, diyerek bu provokatürlüğe, densizliğe sahip çıkmayıp özür dilemek zorunda kaldığı gerginlik oluşturan olaylar yaşanıyor son zamanlarda ülkemizde…

*

İstanbul’da bir mahallede AKP Gençlik Kolları Başkanı olduğunu ileri süren bir provokatör dengesiz Twitter’dan yaptığı paylaşımda bir kavanoz dolusu mermi fotoğrafıyla birlikte, “Ben has Karadenizliyim bir dolu var… patlamasını istemiyorsanız. Adam olun reise bir şey olur ya da darbe olursa hiç kuşkunuz olmasın önce sizi öldürürüm.” Diyerek toplumun huzurunu kaçıran, bozan densizler hadlerini aşıyor son zamanlarda ülkemizde…

*

İşte bu olaylar yaşanırken ‘Hemen yarından tezi yok yeni bir gönül seferberliği başlatıyoruz.’ Diyor AKP genel başkanı olarak Erdoğan.

Ülkemizde tüm farklılıkların ötesinde 83 milyon vatandaşın tamamının ortak paydasını teşkil eden değerlerin ve beklentilerin tek temsilcisi AKP olduğunu, İstanbul için dese de genel bir uyarı sanırım, parti yöneticilerinin şehirde ulaşmadık ve gönlünü kazanmadık kimse bırakmamakla mükellef olduğunu belirtip, şayet bu şehirde AKP il ve ilçe teşkilatlarının hala kapısını çalmadığı, elini sıkmadığını, halini hatırını sormadığı tek bir kişi dahi varsa görevi eksik yaptıklarını söylüyor.

Konumunu yanlış değerlendirip millete hizmet etmek yerine tahakküme, tepeden bakmaya, kayıtsız davranmaya, azarlamaya kalkan hiç kimsenin AKP çatısının altında yeri olmadığını belirtip bunun için hemen yarından tezi yok yeni bir gönül seferberliği başlatıyoruz diyor Erdoğan.

*

Yaklaşmakta olan bir seçim yatırımı değilse bu yeni gönül seferberliği, danışmanların gaz almak için ya da sehven yazdıkları bir metin değilse bu yeni gönül seferberliği, Erdoğan’ın, olan ve olacak olan provokatif eylemlere dur demesidir ve umarım samimidir. Arkasında millet huzuru ve hakkın yerine getirilmesinin dışında bir amaç, bir siyasi çıkar da yoktur. 

Çok gönüller yıkıldı, kalpler kırıldı, insanlara zulmedilip hakları yendi. Yalan yanlış birçok vaka gerçekmiş gibi memleketimizde yaşandı, yaşanıyor.

İnsanlar acı çekmeye mahkûm ediliyor.

İnsanlar, dertlerini anlatacağı, anlattıkları dertlerini dinleyecek, dinledikleri dertlere en azından sadece dinleyerek bile ortak olacak birilerini bulamayıp acı içinde sadece kıvranıyor, kıvranıyorlar.

İş yok aş yok, gönüller ölmüş, yaşayan gönüllerin kimisi komalık kimisi hissedemeyecek kadar kirli, kalpler taş…

Gözler ve kırgın yürekler, sahib-i arz u semaya dikilmiş, inayet oradan, oradan ve doğru olan yerden beklenmekte fereç, medet ya ilahi demekte…

Bu seferberlik şartsız şurtsuz olmazsa vay ki vay ülkemize insanımıza, devletimize milletimize…

Belki siyasi amaç gerçekleşir ama kırıklar tamir olmaz, yıkıklar mamur olmaz, tohumlar yeşermez, dallar meyveye durmaz, gözlerdeki yaş gönüllerdeki gam ve hüzün silinmez…

Bir şey çıkmaz bu seferberlikten.

Geçip gitmeden vakit, ölen insanlık dirilir de küllerinden yeniden, yine tutuşur el ele insanlar çekinmeden, gocunmadan, fişlenmeden pirizlenmeden, ötekileştirilip itilip kakılmadan, zulme uğramadan, hakkı yenmeden…

Beklenen çıkar bu seferberlikten…

Tutuşursa el ele insanlar çekinmeden, yapmadan ayrım, demeden şucu bucu, beyaz siyah ya da zenci, Sünni, Şii ya da Alevi…

Beklenen çıkar bu seferberlikten…

Tutuşsun el ele insanlar çekinmeden, çıkmadan ortaya kavmiyet, Laz Çerkez Türk ya da Kürt, en az bir Covit-19 kadar adil eşit, tutuşsun el ele insanlar çekinmeden o zaman bayram olur, bayram o bayram olur…

Beklenen de çıkar bu seferberlikten…

İyi bayramlar…

 

25.05.2020

Hayrullah GÜNEŞ

 

 

 

 

Minval News

Haberin Doğru Yolu!