COVİD-19 MUSİBET Mİ?

COVİD-19 MUSİBET Mİ?

Firavun, haşa Allah olduğunu iddia eden bir zalimdi. Allah olduğunu ispatlamak için de Hz. Musa’ya (as) bunu sana ispatlarım der. Firavun’un bu sözü üzerine Hz. Musa’da (as) yanlarında akan nehri göstererek, yarın bu suyu tersine akıt der.

Firavun, Hz. Musa’nın (as) bu teklifini kabul eder ve dosdoğru  evine gider Kendisini ayaklarından, kimine göre sakalından astırır. Kimine göre de bir harabeye girerek üstünü başını yırtar, yüzünü gözünü toza toprağa sürer, pejmürde bir hal üzere uzun süre dua eder. Allah’a yalvararak şöyle der. ” Ey Allah’ım! Ben de biliyorum ben Allah değilim. Yaradan sensin, Allah sensin,  ne olur yarın beni Musa’nın ve insanların önünde mahcup etme.” diyerek kendince ibadet eder.

Zorda kalmıştır, acziyetini bilir…

Bu mesele sahih midir değil midir bilmiyorum, israiliyat da olabilir fakat olaydan ziyade varmak istediğim nokta farklıdır. Olay değil oradan varılacak nokta önemli…

 *

Dikkat ettim ki: Hangi hastalıklı genci gördüm; sair gençlere nispeten âhiretini düşünmeye başlıyor. Gençlik sarhoşluğu yok. Gaflet içindeki hayvânî hevesattan bir derece kendini kurtarıyor. Ben de bakıyordum, onların tahammül dâhilindeki hastalıklarını bir ihsan-ı İlâhî olduğunu ihtar ederdim. Derdim ki:

“Kardeşim, senin bu hastalığının aleyhinde değilim. Hastalık için sana karşı bir şefkat hissedip acımıyorum ki, dua edeyim. Hastalık seni tam uyandırıncaya kadar sabra çalış. Ve hastalık vazifesini bitirdikten sonra, Hâlık-ı Rahîm inşaallah sana şifa verir.”

Hem derdim: “Senin bir kısım emsalin sıhhat belâsıyla gaflete düşüp, namazı terk edip, kabri düşünmeyip, Allah’ı unutup, bir saatlik hayat-ı dünyeviyenin zâhirî keyfiyle hadsiz bir hayat-ı ebediyesini sarsar, zedeler, belki de harap eder. Sen hastalık gözüyle, herhalde gideceğin bir menzilin olan kabrini ve daha arkasında uhrevî menzilleri görürsün ve onlara göre davranıyorsun. Demek senin için hastalık bir sıhhattir; bir kısım emsalindeki sıhhat bir hastalıktır.” Diyor Lem’alar müellifi.

*

Hayatın çeşitli sahalarında insanların maruz kaldığı belâ ve musibetlerin altında, insan idrakinin kavramaktan âciz olduğu birçok hikmetler gizlidir. Nitekim Cenâb-ı Hak şöyle buyurmaktadır. “..İhtimal ki, hoşlanmadığınız bir şey sizin iyiliğinizedir ve ihtimal ki, sevdiğiniz bir şey sizin kötülüğünüzedir. Siz bilmezsiniz; Allah bilir .” [Bakara: 216]

Belâ ve musibetlerin takdirinde kader hakiki illetlere; gerçek sebeplere bakar, ona göre hükmeder. Hakiki illetlerin arkasında Rahmet, Adâlet ve İnâyet gizlidir. Söz konusu hakikî illetlerden birkaç tanesine kısaca işaret edelim:

Bazı musibetler, kulların geçmişteki hatalarının neticesidir. Bu musibetler tamamen insanların ihmallerinden, hata ve kusurlarından doğmaktadır: Gerekli tedbiri almayan insanın hastalanması gibi.
Bir kısım musîbetler, gelecek belâları def’eder veya onların şiddetini kırar. Büyük musîbetlerin önüne set olan bu gibi musîbetler, gerçekte Cenâb-ı Hakk’ın bir ihsanıdır.
Musîbetler hayatı yeknesaklıktan kurtarmakla nimetlerin takdirine vesile olur; insanı mânen terakki ve tekemmül ettirir. Yani, musîbetler sıhhatin önemini ve nimetlerin kıymetini insanlara fiilen ders verir.
Bu dünya imtihanının bir yönü de insanların musîbetlere karşı Kader’e rıza ile mukabele etme güçlerinin ölçülmesidir. Bilindiği gibi musîbetlere sabretmek de bir ibadettir ve bu ibâdet şekline “menfi ibadet” denilmektedir.

Musîbetleri rıza ile karşılamak Yüce Allah’ın rızasını kazanmanın önemli bir vesilesidir. Bir insan o Rızâ’ya nâil olma şerefine ererse, çektiği meşakkatler ve musîbetler hiç hükmünde kalır.

Musîbetler günahkâr bir mü’minin günahlarına kefâret olur. Hâlis kulların da makamlarını yükseltir. Hadîs-i Şerifte: “Mü’mine gelen her musîbetle, hatta bir diken batmasıyla da, Allah onun hatalarını döker.”

*

Geçtiğimiz günlerde Covid-19 denilen korona virüsü insanlara misafir olduğunda, dünyadaki birçok gayri Müslim ülke dua seansları düzenlemiş, Avrupa’nın birçok noktasında ezanlar okunmuş, Kur’an okutulmuş, insanlar Müslümanlar gibi namaz kılmaya başlamışlardı.

Virüs insanları her şeyin yaratıcısına yöneltmiş, insanlara sığınacak tek yer olarak yaratıcıyı göstermişti. Zira tıbben çözüm yoktu, ölüm her an kapıdaydı, can tatlıydı.

*

Hikâyecikte firavun acziyetle Allah’a yalvarmıştı.

Lem’alar müellifi ne demişti.

Hangi hastalıklı genci gördüm; sair gençlere nispeten âhiretini düşünmeye başlıyor. Gençlik sarhoşluğu yok. Gaflet içindeki hayvânî hevesattan bir derece kendini kurtarıyor.

*

Ve ilahi beyan: “..İhtimal ki, hoşlanmadığınız bir şey sizin iyiliğinizedir ve ihtimal ki, sevdiğiniz bir şey sizin kötülüğünüzedir. Siz bilmezsiniz; Allah bilir.” [Bakara: 216]

*

Afiyet üzere olmanızı diler Ramazan Bayramınızı tebrik ederim.

 

25.05.2020

Faruk BAHÇIVAN

 

 

Minval News

Haberin Doğru Yolu!